Rüya, Rüya Dili ve Bilinçaltı SembolizmiPeygamberler

Tam Çocuğu Kesecekken Gökten Koç İnmesi

Bil ki –allah bizi de seni de güçlendirsin– halil ibrahim aleyhisselam oğluna 
şöyle dedi: “rüyada seni kurban ettiğimi gördüm” [saffat suresi, 37/102]. 
ve rüya alemi hayal ortamıdır. ibrahim, gördüğü bu rüyayı tabir etmedi. 

halbuki, rüyasında kendisine oğlu suretinde görünen (ve dolayısıyla asıl kurban 
edilmesi gereken) koçtan başkası değildi. ama ibrahim’in, gördüğü rüyayı (tabir 
etmeksizin) olduğu gibi kabul etmesi ve ismail’i gerçekten de kurban etmeye 
yeltenmesi üzerine, ibrahim’in bu vehminden dolayı, rabb’i, ismail’e koçu [zibh-i 
azim] feda etti; ki bu koçu kurban etmesi ibrahim’in gördüğü rüyanın –her ne 
kadar kendisi bundan haberdar olmasa da– allah katındaki tabiriydi. 

hak teala ibrahim aleyhisselam’a seslendiğinde, ona, “ey ibrahim! sen rüyada 
gördüğünü doğruladın” [saffat suresi, 37/104] dedi; yoksa, “rüyada gördüğün 
doğruydu,” yani, “rüyanda gördüğün gerçekten de oğlundu” demedi. 

çünkü ibrahim, rüyasını tabir etmeyip, gördüğü şeyi kendisine göründüğü şekilde aldı. 
halbuki rüyanın tabir edilmesi gerekir. ve bundandır ki mısır firavunu (azizi), 
yanındakilere, “eğer rüya tabir etmeyi biliyorsanız..” [yunus suresi, 12/43] demişti. 
tabir, rüyada görülen suretten başka bir şeye izin/cevaz demektir. ve aziz’in 
rüyasında gördüğü öküzler, kıtlık ve bolluk yıllarıydı. 

ibrahim’in rüyasında gördüğü doğru olsaydı, oğlunu kurban etmesi kaçınılmaz 
olurdu. ama o, sadece rüyada gördüğünün oğlu olduğunu doğruladı — ve allah 
indinde ise oğlu suretinde görünen şey gerçekte koçtan [zibh-i azim] başkası değildi. 

bundandır ki, ibrahim’in zihninde oğlunu kurban etme düşüncesi doğunca, koçu 
ismail için feda etti. ama gerçekte kurban edilmesi emrolunan ismail olmadığından 
bu koç allah indinde (ishak’a karşılık olarak) feda edilen bir şey değildi çünkü 
kurban edilmesi gereken zaten koçun kendisiydi. 

imdi, his kurbanı koç olarak biçimlerken, hayal de ibrahim’in oğlu olarak biçimledi.

eğer hayalde bir koç görmüş olsaydı, onu oğlu olarak veya bir başka şey olarak tabir ederdi. 

ve sonra hak teala şöyle buyurdu: “bu, apaçık bir imtihandır” [saffat suresi, 
37/106]. yani bu, ibrahim’in, rüya durağının tabir gerektirdiğini bilip 
bilmediği konusunda bir imtihandır; çünkü o, rüya durağının tabir 
gerektirdiğini bilir. ama ibrahim, gördüğü rüyayı tabir etmesi gerektiğini 
düşünemedi [gaflet] ve bu şekilde rüya durağının gereğini yerine 
getiremediğinden dolayı da, rüyasında gördüğünü doğruladı. 

görmez misin ki, Resul (sav) rüyasında kendisine bir kap dolusu süt verildiğini 
söyleyerek şöyle buyurdu: “iyice kanıncaya kadar içtim ve kalanını ömer’e verdim.” 
kendisine, “ya Resulallah, içtiğiniz sütü ne olarak yorumladınız?” diye 
sorulduğunda ise, “ilim” diyerek karşılık verdi. ve rüya durağının tabir 
edilmeyi gerektirdiğini bildiğinden, gördüğü bu sureti süt olmaklığında bırakmadı. 

(muhyiddin-i arabi, tevilat-ı kuran)

isnetus 05.10.2014 20:14

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu