
La Havle Ve La Kuvvete İlla Billah İl Aliyyil Azim 3
Ekim devriminin “bütün iktidar sovyetlere” döviziyle paralel mana içeren bir tesbihtir. “la havle ve la kuvvete illa billah” zikri ile kendimizde veya başkalarında var olduğunu zannettiğimiz bütün güç ve kudret vehminden(kuruntusundan) vaz geçer ve hepsini Allah’a teslim ederiz, emanet yerini bulur.
daha rafine bir anlatımla; bizde ve herkeste ve dahi her şeyde yapan-edenin “o” olduğunu, hatta varoluşta bağımsız ve kendi başına buyruk varlıklara yer olmadığını, ondan başka başka yapan-eden olmadığını itiraf etmiş oluruz.
bu zikri orijinal arapça lafzıyla günde belli adetlerle, manasını düşünerek tekrar edersek(mesela günde 100 adet) zaman içinde mezkur mana şuurumuza nakşolacaktır.
Allah’tan başka güç, kudret ve yapan-eden olmadığını anlayınca elbette şuurumuz bütünüyle ona dönecek ve başka varlıklardan asla bir korkumuz ve çekincemiz kalmayacaktır. işte size gerçek psikiyatrik tedavi.
– bana biri mi musallat oldu?
– onun kendi kendine bana musallat olmaya gücü yoktur. onu benim üstüme sevk eden allah’tır.
– peki allah neden benim üstüme birilerini gönderiyor bana garezi mi var?
– kendi bozuk ve çarpık zihnimizin, değerlendirme hatalarımızın bedelini ödüyoruz. hatta allah merhametinden suçlarımızın çoğunu affediyor, çok azının cezasını gönderiyor. hatta bu cezalandırma işlemi bile onun merhametindendir. yanlış yoldan dönmemiz için bir uyarıdır. mesela okuldan kaçan bir çocuğa babasının attığı tokat, aslında babanın zalimliğinden değil merhametindendir.
veya gittiği bâtıl yoldan artık dönmesi mümkün olmayacak derecede kendini pisliğe batırmış insanlara ilahi bir silledir.
sonuç: yaptığın her tercih bir takım mekanizmaları harekete geçiriyor ve fiillerinin neticeleri ile otomatik olarak karşılaşıyorsun. başına gelen her şey kendinden…yine kendine…ama hepsini yapan eden yine “o”, yani hak…



