Eleştirinin iki türü vardır.
1. Kendisi ortaya bir şey koymaz. koyacak kapasitesi de yoktur. yalnızca birilerinin görüşlerine laf yetiştirir. onların “a” dediğine “b” der, “öyle değil” der, “yanlış” der. bu adamlar egonun pençesine düşmüş kifayetsiz muhterislerdir. hırs, haset, kin onların başlıca kalp hastalıkları veya şuur çarpıklıklarıdır. ancak onlar elbette kendilerine göre suret-i haktan çeşitli bahaneler edinirler. kimse ben hırsımdan kudurduğum için böyle davranıyorum demez. kandırır kendini bir şekilde.
bir insan hangi noktada enerji sarfederse, o konuda istidatı açılmaya ve gelişmeye başlar. bu türden insanlar da sürekli aleme negatif eleştirel gözle baka baka kendilerine en büyük kötülüğü yaparlar. gittikçe huysuz, çirkin, geçimsiz bir hâl almaya başlarlar. onlar aleme negatif gözle baktığı için, alem de onlara negatif muamele etmeye başlar. her işleri ters gider. sinir stres içinde yaşamaya çalışırlar. hastalıklarla boğuşurlar.
bu noktada dersimizi hz. İsa’dan alalım: hz. İsa ve havarileri bir köpek leşinin yanından geçerken, havariler burunlarını tutarlar ve memnuniyetsizliklerini belli edecek tavırlara girerler. hz. İsa ise “dişleri ne kadar da güzelmiş” der.
dikkat edin hz. isa bir köpek leşini bile vesile edinerek nasıl ders veriyor havarilerine. en olumsuz duruma bile negatif bakmamayı öğretiyor onlara. bu dersi alan alır, almayan sonuçlarına kendi katlanır…
2. bu eleştiri türünde ona buna laf yetiştirme, didişme vs. yoktur. eseriyle ortaya çıkış vardır. mesela bir çömlekçi ustası düşünelim. ortaya öyle göz alıcı bir eser koysun ki, diğer tüm çömlekçilerin ürünleri ikinci planda kalsın. işte bu usta, eleştirinin hakikatine ulaşmıştır. ortaya koyduğu eser ile diğer tüm çömlekçilere adeta “o iş öyle yapılmaz böyle yapılır!” demektedir.
hem insanlığa hem hem de kişinin kendisine faydalı olan eleştiri türü budur. beğenmiyor musun? daha iyisini ortaya koy o zaman. bundan daha üstün ve faydalı eleştiri olamaz. hem maksadın da hasıl olur. zira iyi mal kötü malı piyasadan kovar.
arkadaşlar bu entry’yi birilerine laf yetiştirmek amacıyla yazmadım. “dikkat burda mayın var, girmeyin bu alana” diye kırmızı bayrak diktim sadece. malumunuz üzere egonun hileleri sonsuz…bizi hakikat yolundan saptırıp helak etmesin…
sonuç: en güzel cevap; daha gayretli, daha şevkli, daha çalışkan, daha üretken olmaktır…



