
3 Kadından Dayak Yiyen Erkek
Tasavvufta temel bir ölçü vardır:
“kendini fahişelerden, eşcinsellerden veya o toplumda en hor görülen kimselerden üstün ve değerli bulan, hakikatin kokusunu bile duyamaz”.
dikkat ediniz! burada meselemiz birilerinin yanlış yolda gitmesi değildir. o ayrıca ele alınması gereken bir konudur. buradaki meselemiz kendini diğerlerinden üstün görmek gibi iblisvari bir bakış açısına sahip olmaktır.
fahişe veya eşcinsel dahi tıpkı bizim gibi bir insandır ve allah’ın kuludur. hakka ermek esasen bir anlık iştir. dibin de dibini bulan insanlar o “an”a çok yaklaşmışlardır. ciğerleri yanarak hakka tek bir yönelişleri ile erme imkanları vardır. kendini birilerinden üstün gören ise haktan çok uzak düşmüştür. yaptığı hayır cinsinden işlerin de ona faydası olmaz.
nitekim geçmiş dönemlerde susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su veren bir fahişe o anda hakka ermiş ve cennetlik olmuştur. hatta allah ona teşekkür etmiştir(yanlış anlaşılmaya mahal vermeyelim. köpeğe su vermekle kimse eremez. o fahişenin kırılma noktasına gelmiş olmasıdır onu hakka erdiren. normalde bir fahişenin yaşadıkları nedeniyle tüm mahlukata düşman olması ve kinle dolması gerekirdi. herkese her şeye lanet okuması gerekirdi. o fahişe egonun bu eğilimini aştığı için ona hakka erme yolu açılmıştır. herkesin kırılma noktası başkadır ve kendine özgü diğer olaylarda doğru tavrı sergilemesine bağlıdır).
peki niye kendimizi kimseden üstün görmeye hakkımız yoktur?
çünkü var olmamız bile kendimize bağlı değildir. bizler bizatihi, kendi kendine var olabilen varlıklar değiliz. varlık sahnesine çıkabilmek için bile başkasına(hakka) muhtacız. varlık sahnesine çıktıktan sonra sahip olduğumuz her şey yine hakkın bize ihsanlarıdır. kısacası bizler sonsuz fakir yaratıklarız. ancak sonsuz zengin olanın ihsanları ile yaşamaktayız. bir sıfırın diğer bir sıfır üzerine fazilet iddia etmesi bâtıldır. kimin malı ile kime üstünlük taslıyorsun dostum?(yine aynı şekilde bir sıfırın kendini diğer bir sıfırdan düşük görmesi de bâtıldır. o da diğerini putlaştırmaktır).
insanın yapabileceği tek şey, işte bu anlatılan fakirlik halini idrak noktasına gelebilmektir. o noktaya gelince hakkın iltifatına ve sonsuz lütuflarına mazhar olmaktadır. diğerleri ise varlıkları başta olmak üzere hakkın tüm lütuflarına sahip çıktıkları ve gaspettikleri için hakkın öfkesini çekmekte ve hazineden mahrum kalmaktadırlar.



