Bilimi Sorgulanamaz Otorite Kabul Etmek 1
20. asrın ortalığı kasıp kavuran ideolojisidir bilim. evet yanlış duymadınız, “bilim” şimdiye kadar insanlığın ürettiği en baş belası ideolojilerden biridir. adeta mısır’ın sihirbazları gibi insanı el çabukluğu ile kendi diyalektiği içine hapseder. bu şuur tuzağını aşabilen babayiğit pek azdır.
bu şuur tuzaklarını aşamıyorsak bile en azından şuna dikkat edebiliriz; insanlık her devirde kendi üretimi olan kurguları bu şekilde kutsallaştırmıştır. ortaçağdaki din kaynaklı ideolojiler de o zamanki insanların gözünde “bilim” den farksızdı.
gerçekte “din” asla ideoloji derekesine düşmez çünkü o akli bir yapı değil varoluşa katılmaktan ibaret bir yaşantıdır. fakat insanın özden kopup toprak seviyesine inme temayülü sonucu, akli kurgu seviyesine düştüğü zaman artık kul mamülü bir ideolojidir ve zamanidir yani üzerinden zaman geçtikçe yenilenmesi gerekir aksi takdirde ihtiyaçları karşılamaz olur ve toplumda kargaşaya sebebiyet verir.
“bilim, bir bilimsel felsefenin kabul etmeye hazır olduğundan çok daha fazla mite yakındır. bilim, insanoğlunun geliştirdiği düşünce biçimlerinden biridir, ancak mutlaka en iyisi değildir. dikkat çekicidir, gürültülüdür ve arsızdır, fakat yalnızca kesin bir ideoloji lehine zaten karar vermiş olan insanlar veya onun üstünlüklerini ve sınırlarını hiç incelemeksizin kabul edenler için özünde üstündür.”
“bilim, kutsal bir varlık değildir. varoluşu, hayranlık uyandırışı, sonuç üreten bir yapıya sahip olması, bilimin, mükemmellik ölçüsü olarak alınması için yeterli değildir. modern bilim, daha düne kadar olup bitenlere yönelik global itirazlardan doğmuştur” (paul feyerabend – bilim kilisesi)



