Anlayışta Yenilik21. Yüzyıl İslam AnlayışıGüzel Ahlak vs Kötü AhlakHakikatSahabe-i Kiram - 4 Halife - Ehl-i Beyt

Tağutu Reddetmek Tevhidin Gereğidir

Bak şimdi selefi, vahhabi ve benzer zihniyetteki kardeşim:

sen peygamberin ve sahabenin hayatını okuyorsun, değişik din bilginlerinden malumat ediniyorsun ve kafanda bir tablo oluşuyor. ona “İslam” diyorsun. halbuki yanılıyorsun.

sahabe, peygamberden onlara sirayet etmiş çok güçlü bir hâlin yaşantısı içinde idiler. yaşadıkları, tattıkları, içinde yandıkları bir ortam idi o. sana kelimelerle nakledilen sadece o hâlin kabuğudur. ateş yakar ama “ateş kelimesi” yakmaz.

peygamberden bulaşan o hâli bizim elde etmemiz mümkün değildir. zira o hâli elde etmek için canlı canlı peygamberin huzuruna gitmemiz gerekiyor.

sahabeyi anladığını sanıyorsun. zerre miskal anlamıyorsun. onlardan örnekler, misaller getiriyorsun, yanlış yapıyorsun.

peygamber, gelmiş ve gelecek tüm insan-ı kamillerin reisi idi. sahabe o’na tâbî oldular ve o’ndan kendilerine yansıyan hâl ile ihya oldular. peygamberden sonra gelecek ve o’nun asırlar üzerine düşmüş gölgeleri hükmünde olan başka kâmil zatlar da çıkacaktır elbet.

din ne midir?

işte o zatlara tâbî olmak ve bir in’ikas/yansıma halinde onların rengine boyanmaktır.

yoksa senin zannettiğin gibi Kur’an, hadis ve bir takım kitapları okuyup malumat yığını edinmek değildir.

bu dediğimi anlamak çok zor gelir size belki…”Mahir Çayan” diye bir komünist vardır bizde, duymuşsunuzdur. o bile anlamış bu meseleyi kendi cenahından. çağdaşı olan solculara şöyle diyor:

“sizler marksolog olabilirsiniz; ama asla marksist olamazsınız”

solcular yine kendi aralarında çağdaş idiler. sizler ise bir de zaman/dönem/çağ farkının üstesinden gelmek zorundasınız. bu yüzden sizler islamolog bile olamazsınız. bu şansınız bile yok. zira 1400 yıl önceki surete dair metinleri ezberleyip, o dönemin arapları gibi davranmaktan başka bir şey gelmiyor elinizden. her şeyden önce öze, hakikate nüfuz etmenin ve ondan sonra o hakikati günümüz ortamına göre yeniden dondurmanın gereğini idrak edemiyorsunuz.

zira hakikat, yeryüzüne tenezzül ettiğinde, indiği dönemin ve toplumun sosyolojisine göre bir giysi edinir kendine. hakikat, ancak muhatabının anlayışına göre surete bürünür. suyun rengi kabın rengidir ve su donduğunda içinde bulunduğu kabın şeklini alır. evet hakikatin kendisinin zaman üstü olduğu doğrudur. ancak sureti için aynı şeyi söylememiz mümkün değildir. suret, dönemseldir.

tüm bu sıkıntıların çözümünü bize ancak yaşayan, peygamberin varisi ve gölgesi hükmündeki bir insan-ı kamil verebilir. o öze, hakikate nüfuz edebilir çünkü. din de işte o zata tâbî olmaktan ibarettir. kendi kafana göre ayet ve hadisleri ortaya karışık salata yapmak din değildir. o şekilde ancak “dinci” olabilirsin. din kılıklı bir nefsaniyettir o yaptığın. bu durumda diyalektik yasalar gereği zıttını üretirsin. o zıt sana fena halde musallat olur ve seni ezer. kemalizm gibi…

dincinin hakkından imansız gelir…

unutma!

yeniliyorsan, mağlup ediliyorsan sen ancak dincisin. zira hakkın mağlup olması kesinlikle mümkün değildir. medeniyetini topyekün tasfiye etmiş adamlar…farkındasın değil mi?

isnetus 02.08.2020 10:52 ~ 11:03 

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu