
Bir kimse kendindeki aydınlık istidadı tamamen yok edip dark side’a geçer ve artık karanlık yüzün malı olursa, kötülük ve şer onun doğal gıdası olur.
o artık şer işlerden zevk alır, haz duyar. karanlık işler yaptıkça enerji ile dolar, damarlarında gücü hisseder. aydınlık yolun ehline de fıtri bir düşmanlık geliştirir. şer işlerden zevk ve enerji alır derken, bunu yanlış anlamayalım; insan kanı içer, kedi keser, şeytana tapar vs. gibi şeyler aklımıza gelmesin.
evet onlar da şer işlerdir; ama yüksek zekalı karanlık zevat, sözü edilen düşük kazançlı işlere tenezzül etmezler. ayrıca karanlık ehlinin kendilerini “karanlık” olarak da addettiklerini de zannetmeyiniz. onlar kendilerini pirüpak olarak görmeye devam ederler ve de üstüne nur ehlini negatif kutup olarak işaretler ve hedef gösterirler.
bu dünyada yapılabilecek en şerli ve karanlık iş, tevhid bilincinden uzak düşmektir. tevhidin de en düşük mertebesi “lâ ilâhe illallâh, muhammedün resulullah” demektir. üst mertebeleri ise bu sözü çeşitli derecelerde yaşantı haline getirebilmektir.
o halde her kim, hangi yolla olursa olsun bizi kelime-i tevhid’den uzak tutmak isterse, işte o karanlık yüz ehlindendir. bu işte ne kadar başarılı olursa, o denli büyük karanlık enerji elde eder. o enerji ile de karanlık yüzün mertebelerinde yükselir; güç, rütbe ve karanlık irfan kazanır. kedi kesmekle falan uğraşanlar ancak o yolun ayak takımı tayfasıdır.
karanlık yola hizmeti en çok olanlar ve o yolda en büyük rütbeleri ve güçleri elde edenler işte bunlardır. tek bir kimseyi dahi imanından etmek, muazzam ölçeklerde karanlık enerji kazandırır onlara. bu sebeple canla başla çalışırlar. kelle başı alınan ödül çok büyüktür çünkü(ikinci büyük şer de büyü ve sihir işlerine girmektir).
karanlık ehli içgüdüsel olarak birbirlerini tanırlar, birbirlerine karşı derhal yakınlık hissederler. kendi aralarındaki güçlüleri yani şerri en çok olanları da bilirler ve onları lider olarak kabul ederler. nur ehline karşı da ölesiye düşman olurlar ve bağırlarında onlara karşı korkunç bir kin, nefret ve öfke taşırlar.
ancak karanlık ve şer ehlini tevhid şuurundan uzak değerlendirme gibi bir yanlışa düşmeyelim. bunların hepsi hakkın mudill(saptıran) esmasının mazharıdırlar ve güçlerini o esma aracığıyla allah’tan alırlar. allah tüm dualara icabet ettiği için, kim ne isterse onu vermektedir.
son tahlilde bunlar en büyük yönetmen ve senarist olan hakkın çektiği “dünya” adlı filmde kötü karakter oyuncuları olmaktan öteye gidemezler(nur ehline nispetle) ve diyalektiğin işlemesine hizmet etmiş olurlar. ancak kendileri şerri bile isteye tercih ettikleri için ve niyetleri kesinlikle hayır olmadığı için, ebediyen hayırdan mahrum kalırlar.



