
En Büyük Putumuz Para
Allah dilerse dünyadaki tüm insanları zenginlik ve lüks içinde yaşatmaya kâdirdir.
bu onun için çok kolaydır.
peki o zaman niçin hepimizi lüks içinde yaşatmıyor?
çünkü dünya bir marifet(allah’ı bilme ve tanıma) okuludur. hayat tüm renkleriyle yaşanmadıkça insandaki pek çok istidat açılamayacak ve dünyadan maksat olan marifet tahsili gerçekleşmeyecektir.
dünyanın belasız, sıkıntısız, lüks bir mekan olarak tasarlanması, tıpkı komando eğitim kampının yemyeşil çiçekli bir ovada kurulmasına benzer. öyle bir kampta yetişen komandodan ne hayır gelir? oysa hakiki bir komando kampı dağlar, uçurumlar, bataklıklar, dikenli teller, mayınlar, yılan ve çiyanlar ve sayısız zorluklarla dolu parkurlar gerektirir.
parasız ve fakir miyiz?
demek ki bizim parasızlık ve fakirlikten öğreneceğimiz çok şey varmış. kesinlikle şikayet etmeden, işi başka yerlere götürmeden fakirlik dersini tamamlamaya çalışmamız gerekmektedir. üzülecek sıkılacak bir durum yoktur.
bu noktada düşüncemiz ve niyetimiz şöyle olmalıdır: “rabb yani en büyük öğretmen, benim hak ve hakikat yolunda bu dersi almamı uygun görmüştür. o abes iş yapmaz. o’nun her işi hikmetlidir. bana düşen hiç sıkılmadan, üzülmeden dersimi geçmeye bakmaktır”(klasik din ıstılahındaki sabır).
özü itibariyle fakirlik dersinin, zenginlik dersinden farkı yoktur. zengin için de aynısı geçerlidir. o da zenginliğin hakkını vererek, zenginlik dersini geçmeye bakmalıdır. zenginliğin hakkını veremezse, dersini geçemez. pek çok noktada istidatı açılamaz ve kapalı kalır ve para onu allah’a yaklaştıracak yerde, allah ile arasına karanlık perde olarak girer.
işimiz, çevremiz, acı tatlı hayatta başımıza gelen her şey, yine aynı şekilde istidatımızın açılması için gereken marifet dersleridir. işte bu yüzden hakikat ehli, “lütfun da hoş, kahrın da hoş” demişlerdir.
hayata ve paraya bu gözle bakmamız gerekmektedir. aksi takdirde tüm yaşadıklarımız kendi kendinden ibaret kalır ve onlardan marifet devşirememiş oluruz. dünya hayatımız da boşa gider.
bu bilgiler ancak allah’ı çokça zikredenlerin altbeynine(kalbine) iner, refleks haline gelir ve otomatikleşir. hafızaya emanet bilgi hayata yansıtılamazken, omuriliğe indirilmiş bilgi, yeri geldiğinde kendiliğinden düşünce, söz ve davranış olarak dış plana çıkacaktır. bu nedenle yalnızca allah’ı çokça zikredenler kurtuluşa ererler.



