Zamanda Yolculuk 1
Öğrencilik yıllarımda bir kitaptan ayetel kürsi’nin özelliklerini okumuştum. oradaki bir formüle göre ayetel kürsi bir kez okunuyor ve son kısmı olan “ve lâ yeûdûhû hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym” kısmı 70 kez tekrar ediliyordu; sonra tekrar bir kez daha ayet baştan okunup son kısım yine 70 kez tekrar ediliyordu ve bu istenen koruma seviyesine göre böyle devam ediyordu.
bu son kısmın çokça tekrarı, kişinin etrafında nurdan bir koruma kalkanı oluşturuyordu. ne kadar çok tekrar yapılırsa, kalkan o kadar güçleniyordu.
ben bakalım neymiş diye yatmadan önce ayetel kürsi’yi bir kez okudum ve son kısmını 70 kez tekrar ettim ve uyudum. sabaha karşı uyanmaya yakın, yakaza alemine girdim; yani uyku ile uyanıklık arasındaydım. bir çöldeydim ve karşıdan bir ordu geliyordu. hepsi sarıklı, sakallı insanlar. elleri kılıçlı piyadeler, süvariler… atların çıkardığı gürültüden yer sarsılıyordu. ordunun hareket halinde olmasından dolayı ortalık da toz dumandı. beni bir korku sardı anlatamam. atların beni çiğnemesinden çekiniyordum. sahne o kadar gerçekçiydi ki, tarif edemem. uyandıktan sonra bile bir müddet heyecanım dinmedi.
uyandıktan sonra şaşkınlıkla “bu da neydi ya hu?” dedim kendi kendime. önce bir anlam veremedim. sonra ayetel kürsi’nin sonundaki “hafîz-hıfzeden, koruyan” esması aklıma geldi. sanırım mana aleminde asırlar öncesinin bir sahnesinin 3 boyutlu kaydına ulaşmıştım. evet, hafîz esması yeryüzündeki tüm hadiseleri en ince ayrıntısına kadar ve de çok boyutlu olarak sürekli kaydediyordu.
fizik bedenimizle veya ruhumuzla zamanda gezebiliyor muyuz, bilmiyorum; ama en azından son derece gerçekçi kayıtlara ulaşmak mümkün; ondan eminim.
sözünü ettiğim formülü daha sonra da denedim ama aynı sonucu alamadım. muhtemelen vakitlerin de bir etkisi vardır bazı kapıların açılmasında.



