
Bütün negatifler, şerler, benlik, ego “yokluk” neviindendirler. oluş değil olamayıştırlar.
yani şerre yönelen aslında bir şey yapmıyor, tam tersine bir şeyi ihmal adiyor, terk ediyor. düşmanı gözetlemekle vazifeli bir asker yatıp uyusa, yaptığı zulümdür ama bir şey yapmış da değildir aslında.
esasen, karanlık diye bir şey yoktur. karanlık ışığın olmaması halinden ibarettir.
zulüm diye bir şey de yoktur. zulüm adaletin olmaması halidir.
yalan, doğruluğun olmamasıdır.
kıskançlık, haset, hikmet-i ilahiyeyi göremeyiştir. mesela lüks bir arabayı ve sahibini gördüğüm zaman nefsim kıskanacak gibi olur ama hemen nefsime derim ki, ” ey nefsim, rabbimin hikmetinden sual olunmaz. o kime ne vereceğini çok iyi bilir. üstelik verdiği nimet gibi gözükse de, gerçekte kahır olabilir. sen rabbinin işlerine karışma. o her şeyi yerli yerince yapar”
mesela namaz kılmak bir oluştur, Allah’a itaattir, kılmayıp yan gelip yatmak bir tembelliktir ama aynı zamanda isyandır, şerdir.
işte tüm olumsuzlar, şerler hep böyledir. olamayış, terk, tembellik, unutmak, gaflet vs…aslında şeytan ve onun yolundan gidenler bir şey yapmıyor, tam tersine normalde yapmak durumunda oldukları şeyi terk ediyorlar.
işin fiiller boyutuna bakarsak; mesela Allah hırsızlık rolünü var etmiştir ama kimseyi hırsız olmaya zorlamaz. birileri kendileri, bile isteye talip olurlar. Allah alkolü var etmiştir ama insanları içmeye zorlamaz. kişi, kendi su-i ihtiyarıyla içer. şeytan da öyledir. her ne kadar Allah şeytaniyete imkan tanımışsa da azazil* ancak kendi seçimiyle iblis olmuştur.
not: burada verilen bilgiyi idrak etmek son derece önemlidir. çünkü bu bilginin neredeyse dünya görüşümüzü toptan değiştirecek derecede merkezi bir konumu vardır.



