Vahdet-i Vücut - Vahdet-i Şuhud- Nübüvvet Kemalatı21. Yüzyıl İslam AnlayışıAnlayışta YenilikEsma-ül Hüsna ve TecellileriGölge vs. Asılİlim-İrfanKuran, Kainat ve İnsan

Vahdet-i Vücud 3

Vahdet-i şuhud, görülenlerin birliği demektir ve gerçekte imam-ı rabbani hazretlerince vahdet-i vücud’un aslını, esasını tanımlama bâbında kullanılmıştır. 

buna göre güneş doğduğunda yıldızlar sadece görünmez olurlar, yok olmazlar. tasavvufi tabirle ifade edersek, yalnızca şuhudun zevali vardır, vücudun zevali söz konusu değildir. “vücudun zevaline cevaz vermek şirktir” der hazret. ancak bu yönde görüş belirten klasik tasavvuf ehli mazurdurlar çünkü onlara sekr/sarhoşluk hali galebe çalmış ve çaresiz o tür bir algılama içine girmişlerdir.

topyekün varlık ilahi isimlerin açığa çıkabilmeleri için yoktan var edilmişlerdir. dikkat! bütün varlığın mahiyeti haşa hak değil, yokluktur, hakikati ise ilahi isimlerdir. çömleğin aslının çamur olması gibi, varlığın aslı da yokluktan ibarettir. tıpkı sıfır gibi. sıfır rakamının ismi vardır ama cismi yoktur. bu durumda gerçek vücud yalnızca hakka aittir. hem biz hem de alem aslı yokluk olan varlıklarız. sahip olduğumuz her kemalat haktan yansıma yoluyla gelmiştir. “allah insanı kendi suretinde yarattı” sözünün izahı budur. yokluk aynasında beliren hakkın suretidir. suret/gölge aslın aynısı değildir, gayrısı da değildir.

ekseriyetle sanıldığının aksine, imam-ı rabbani hazretlerinin kemalatı vahdet-i şuhuda inhisar etmemektedir. marifette çok daha ötelere gitmeyi başarmıştır.(seyr-i akrebiyyet ve nübüvvet kemalatı)

klasik tasavvuf irfanı ortaçağ islam medeniyetinin ruhunu ve arka planını oluşturur. bu irfan billurlaşıp bir hayat tarzına dönüşmüş ve belirli bir seviyeden islamın yaşanması ve tatbikine vesile olmuştur. ancak artık o dönem geride kaldı. ölmüş bir medeniyet ve onun irfanına düşkünlüğün sebebi ne ola ki? artık yeni şeyler söylemek lazım.

işte İmam-ı Rabbani hazretleri müceddidiyye(yenilikçilik) ekolü ile bize yepyeni bir islam medeniyetinin ruhunu ve irfanını sunuyor. o irfanı yeryüzüne indirmek ve bir hayat tarzına dönüştürmek ise bizim vazifemizdir.

bu ekol çok yüksek bir marifeti temsil ederken, islamın temel esaslarını teşkil eden kuran ve sünnete zerre kadar bir karşıtlık içermez. zira temel esaslara az bir muhalefet tepki olarak zıttını doğurmakta ve fitneye sebep olmaktadır.

bu nedenle, vahhabilerin, selefilerin, ışıdçıların ve benzerlerinin zuhurunda maalesef klasik tasavvuf ehlinin sorumluluğu vardır.

isnetus 16.04.2015 11:04 ~ 11:15

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu