Hayat Tarzı
“Hayat tarzı” denilen kavramı kişisel tercihlerin çok ötesinde, toplumsal, kültür ve ait olunan medeniyet iklimi bağlamında ele almak gerekir kanaatimce.
dolayısıyla “ben böyle yaşamak istiyorum, sen şöyle” gibi kişisel eğilimler ayrı hayat tarzlarına değil, aynı hayat tarzının değişik renklerine, otobandaki farklı şeritlerine tekabül ederler. mesela neyzen tevfik, içinde yaşadığı topluma muhalif, protest bir şahıs değil, o toplumun bir rengi, ürünüdür, yani o mahallenin delisidir.
hayat tarzını, insanın kundaktaki bebek olarak girdiği ve ak saçlı ihtiyar olarak terk ettiği devasa bir fabrika üretim hattı olarak değerlendirebiliriz. işte insan, sahip olduğu bütün özellikleri bu hat boyunca kazanmakta ve gerek ruh, gerekse fiil olarak her tavrını ve kıvamını buradan edinmektedir.
her hayat tarzının arka planını ise mutlaka bir felsefe ve dünya görüşü oluşturur. hayat tarzlarının çarpışması gerçekte dünya görüşlerinin çarpışmasıdır. dünya görüşünün de süzülüp geldiği yer, ruh ve onun irfan boyutudur.
son tahlilde hayat tarzı ruhun billurlaşmasından, pıhtılaşmasından başka bir şey değildir.



