
Akıncı Hava Üssü
Rusya’dan alınacak s-400’ler akıncı üssüne konuşlandırılacakmış. eğer bunu yaparlarsa hayatlarının hatasını yaparlar.
ruhani alemde kanuniyet/döngüsellik diye bir olgu vardır. zira tarihin ilerleyisi iki boyutlu düzlemde diyalektik* olarak gözükse de, üçüncü boyutu da nazara aldığımızda helezonik gözükür. hani “tarih tekerrürden ibarettir” derler ya hep; bu söz kısmi bir doğruyu ifade eder. helezondaki daireyi tamamladığınızda bir üst mertebeye geçersiniz; hep aynı daireyi dönüp durmazsınız. helezonik tarih anlayışına kehf suresi 17. ayette değinilir. oradaki kesmek veya makaslamak kelimesi anahtardır:
“güneşin, doğduğunda onların mağaralarının sağ tarafına yöneldiğini battığında da onların sol yanlarını kesip(makaslayıp) geçtiğini görürsün. kendileri ise oranın geniş bir yerindedirler. bu allah’ın ayetlerindendir. allah kimi doğru yola iletirse o doğru yoldadır. kimi de saptırırsa onun için doğru yola iletici bir dost bulamazsın.” (kehf 17)
tarihin döngüselliği de böyle bir şeydir. mesela yecüc mecüc’ten örnek vereyim: her tarihi dönemin sonunda çok büyük bir yıkım gerçekleşir. bu yıkım yecüc mecüc manasını taşıyan bir güruh eliyle olur. islam dünyası bir dönemi kapattığında moğollar tarafından istila edilmiş ve islam aleminde taş taş üzerinde bırakılmamıştı. her defasında daire tamamlanıp bir dönem sona erdiğinde tekrar bir yecüc mecüc istilası kesinkes olacaktır. üstelik o yıkıcı mana her defasında daha da şiddetlenecektir. sonuncu yecüc mecüc’ün dünya dışı varlıklar olması muhtemeldir.
peki bunları niye anlattım?
s-400’leri akıncı/mürted üssüne yerleştirmesinler diye… zira o bölge besbelli ki, negatif bir mana ile yüklü ve her seferinde o mana döngüsel olarak ortaya çıkıyor. eğer benim bu analizim ilgililerin kulaklarına gider ve ciddiye alırlarsa ne âlâ; yoksa o s-400’ler bir şekilde ihanete vesile olacaktır.
2012 yılında cumhurbaşkanlığı muhafız alayının ihanet edeceğini ve bu birliğin lağvedilmesi gerektiğini yazmıştım. kimse kâle almadı. sonuç ortada. ne oldu gördünüz.



