
Madde ve enerji boyutu, nurani boyutun yani melekût aleminin karanlık bir gölgesidir. bu iki alemin her şeyi birbirine taban tabana zıttır. hatta fizik yasaları bile.
birinde ağırlık vardır, diğerinde hafiflik.
birinde yerçekimi vardır, diğerinde gök çekimi.
birinde ırmaklar aşağı doğru akar, diğerinde yukarı doğru.
birinde ağaçların kökleri aşağıdadır. diğerinde yukarıda.
birinde her şey zamanla tükenici ve yok olucu ve ölümlüdür, diğerinde ebedi.
birinde tüm varlık enerjiden oluşur, diğerinde nurdan.
biri cehennemdir, diğeri cennet. evet dünya dahi cehennemden bir şubedir.
insanın beden, nefs ve ruh olarak iki alemde de varlığı bulunur. bedeni itibariyle madde aleminde, nefsi itibariyle enerji boyutunda, ruhu itibariyle de nur boyutunda yer alır.
insanın cüzi ruhunu sırf nur boyutunda yer alıyor diye saf ve temiz bir varlık sanmayalım. bilakis cüzi ruh ilk halinde, tamamen madde ve enerji boyutuna angaje olduğu için, çirkin, pis ve yoldan çıkmış durumdadır.
nazarı melekût boyutuna erişen veli zatlar, bir kimsenin ne halde olduğunu onun ruhuna bakarak rahatlıkla anlayabilirler. ruhun şekli ve şemaili o kimsenin niyetlerine, hallerine ve fillerine göre sürekli değişir. salih insanlarınki elf gibi, günahkar insanlarınki ise ork gibi veya değişik hayvanların kılığında olur. tövbe edip doğru yola girenin ruhu tekrar insan suretine döner. insanın son nefese kadar mühleti vardır.
insanın ruhunun temizlenmesi yedi kademede olur. yedi aşama temizlikten geçen ruh asli ve saf haline döner ve marifete(marifet= allah’ı bilmek ve tanımak) erişir.
ancak tek başına ruhun temizliği yeterli değildir ve riskli bir durumdur. zira temizlenmemiş bir beden ve nefs, ruhu tekrar karartma potansiyeline sahiptir. o yüzden beden ve nefs dahi temizlenmelidir ki, elde edilen kemalat riske edilmesin.
işte bu noktada bedendeki yedi çakra ve nefs yılanının temizliğine yoğunlaşılır. bunların üzerine zikir ve kuran nurları sevk edilerek saflaştırılır. bu operasyonu kolay bir iş sanmayalım. tamamlanması için uzun yıllar gerekir. zira beden ve nefs zati olarak kirli yapılardır. o yüzden dönüşümleri zordur.
bedendeki yedi çakra ve nefs yılanı, nur boyutundaki asıllarının bedendeki karşılıkları, gölgeleri ve izdüşümleridir veya nur boyutundakilerin karanlık kardeşleridir.
sanırım bu noktada spiritüalistlerin, çeşitli uzakdoğu akımlarının, yogacıların, masonların ve benzerlerinin niçin sapkın ekoller olduğu anlaşılmıştır; çünkü onların beden ve nefsi bir ölçüde saflaştırmaktan öte başardıkları bir iş yoktur ki, bunu yapmak onların veballerini artırmıştır. bunlar nur boyutundan haberdar değillerdir. zira peygamber efendimize tâbî olup nur boyutuna açılım(fetih) sağlayamamışlardır. nur boyutuna geçemeyenler ise ebediyen nar boyutunda yani cehennemde kalırlar.
bu tayfanın gördükleri çoğunlukla enerji boyutunun varlıkları olur. melekleri aslen göremezler. melek diye gördükleri ya yalancı enerji yapılı varlıklardır veya yalnızca meleklerin enerji boyutundaki izdüşümleri veya kabuklarıdır.
tek başına çakraları temizlemek ve nefs yılanını uyandırmak, kişiyi karanlık bir lord ve deccal yapmaktan öteye götürmez. bunların nur boyutundaki asıllarını temizlemek ve uyandırmak ise mübarek bir iştir ve kişiyi evliya yapar.



