Ayet veya hadiste geçtiği gibi orijinal lafızlarla yapılan dua, anlamı bilinmeden yapılınca bilinci etkilemese de bilinçaltını etkiler; çok özel titreşimleri yoluyla…
bu konuda maalesef çok yaygın yanlış inanışlar vardır: anlamını bilinmeden kuran okumanın veya kuran ve hadiste geçen duaların anlamının bilinmeden okunmasının faydasız olduğu şeklinde…
halbuki insan davranışlarının büyük çoğunluğu bilinçaltı tarafından belirlenir ve yönlendirilir. doğrudan bilinçaltına etki eden bir çalışmayı ıskartaya çıkartmak nasıl bir dalalettir varın siz düşünün!
elleri kaldırıp içten geldiği gibi gözyaşlarıyla dua etmek elbette güzeldir. kimsenin de böyle bir duaya sözü olamaz. ancak aynı dua sürekli yapılınca bir noktadan sonra iş papağanlığa dönüşür. işte bu noktada kurtarıcı yöntem, duaları ayet veya hadisteki orijinal lafızlarıyla yapmaktır.
orijinal lafızlarla yapılan dua gafletle bile olsa yüksek frekanslı titreşimlerin üretilmesine neden olduğu için faydalı olur ve zaman içinde kişiyi dönüştürür. zira tekrar tekrar yapılan dua, bilinçaltını yeniden programlamıştır.
orijinal lafızların anlamı da bilinirse elbette bu nur üstüne nurdur. bu sefer bilinç düzeyinde de etki söz konusudur çünkü.
örnek:
“allah’ım bize dünyada hayır, ahirette de hayır ver. bizi ateşin azabından koru”
sürekli böyle dua edersek kanıksama yüzünden bir müddet sonra klişeye dönüşür ve hiçbir faydası kalmaz. ancak;
“rabbenâ âtina fiddünya haseneten ve fil âhireti haseneten ve gınâ azâbennar” dersek, fayda daimi olacaktır. zira bu cümle direkt bir kuran ayetidir. ilahi bir kelamdır. dua ayetinin yüksek frekanslı titreşimleri, tekrar ettikçe iç alemimize tesir edecektir.



