Sure, Kıssa ve Mitoloji ÇözümlemeleriBumerang KanunuDin, Evrensel Düzen ve SünetullahDünya ve AhiretHamd ve Şükürİlim-İrfanPeygamberlerŞeytan

Nimet

Bir arkadaşım var, vakti zamanında çok sıkıntı çekmişti. sonra iç alemini değiştirmekle dış alemini de değiştireceğini öğrenince, o yolda çalışmaya başladı ve nihayet hem iç aleminde hem de dış aleminde epeyce açılımlar sağladı ve allah onu sıkıntılarından kurtardı ve ona istediklerini de ihsan etti.

şimdi bu arkadaşa ara ara evham geliyor: “ya allah verdiği bu nimetleri elimden geri alırsa, ya o korkunç eski hayatıma tekrar dönersem” diye…

elbette bu evham, şeytanın fırsat bulduğu anda arkadaşımızı hassas damarından yakalayıp huzurunu bozma girişiminden ibarettir. gerçi haline dikkat etmeyip, şeytana da kapıyı açan yine kendisidir aslında.

arkadaşımıza ilaç olarak geçmiş ümmetlerin birinde yaşanan şu kıssayı nakledeyim:

allah o ümmetin peygamberine vahyeder ve “falanca kuluma git söyle, onun hayatının yarısı refah, yarısı da yoksulluk içinde geçecek. hayatının ilk döneminde zenginlik mi yoksa yoksulluk mu ister, kararı kendisi versin”.

peygamber de gider adama durumu bildirir. adam karar için müsaade ister ve olayı karısına anlatır. adamın karısı da oldukça akıllı bir kadın imiş. kadın, kocasına önce zenginlik istemesini söyler. adam ise “yapma etme hatun, zenginlikten sonra fakirlik çekmek çok ağır olur” der. ancak kadın görüşünde ısrar eder.

bunun üzerine adam gidip peygambere kararını bildirir. kısa süre sonra adamın malına, mülküne, sürülerine öylesine bir bereket gelir ki, adam zengin olur ve müreffeh bir hayata kavuşur.

bunun üzerine adamın karısı der ki kocasına, “şimdi iyilik yapmaya başla. nerede fakir görürsen yedir, içir, giydir”. adam karısının dediğini yapar; fakir fukarayı gözetmeye başlar.

zaman gelir geçer ama adamın zenginliğinden hiçbir şey eksilmez. adam hayatının sonuna kadar ailesi ile mutlu ve müreffeh yaşar.

niçin böyle olmuştur?

çünkü adam fakirlere yardım etmekle, malının mülkünün şükrünü eda etmiş ve nankörlükten kendini kurtarmıştır. şükredenin nimeti ise elinden alınmaz.

evet bu kıssada önemli bir evrensel prensibe vurgu yapılmaktadır. ne verirsen aleme, o sana kat kat olarak geri döndürülür: para verirsen para, ilim verirsen ilim, marifet verirsen marifet…

buraya kadar olan kısmı anlamak kolaydır. aynı hikmetin çok daha rafine, soyut ve de marifete dönüşmüş halini anlamak ise oldukça zordur:

ancak vazgeçtiğin, ancak terk ettiğin, ancak kalbinden çıkardığın, ancak hakk için feda ettiğin şey ahiret alemine geçebilir ve sana ebedi mülk olur. zira hakk için olmayan her şey yok olucudur(bu marifet, bakara suresi 245. ayetin sırrıdır).

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu