
Bir arkadaş dedesinin emekli maaşının 7500 tl’ye çıktığını söyledi. ben de “iyi maşaallah, onlara fazla fazla yeter” dedim. zira onların yaşadığı ilçe için oldukça iyi bir gelir sayılır o meblağ. hem de o yaşta ne harcamaları olabilir ki! unlarını elemişler, eleklerini asmışlar.
arkadaş, babaannesinin ev almak için para biriktirdiğini söyledi. o da şok olmuş bu duruma. 70-80 yaşına gelmiş olan babaannesinin ikinci bir ev almak için para biriktirmesini fena halde yadırgamış.
baktım arkadaş babaannesini kınıyor. halbuki bu son derece yanlış bir tavırdır. insanları yargılamak ve kınamak bize düşmez. insanların nefsleri ile allah arasındaki ilişki, diğer insanlara kapalıdır. bizi ilgilendiren, olayın bize bakan ve yansıyan yüzüdür. şu hayatta karşı karşıya kaldığımız tüm davranışlar, olaylar, hadiseler esasen bizim kendi iç dünyamızın dış plandaki görünümü ve açığa çıkışıdır. dolayısıyla hepsi rabbın yani en büyük terbiye edicinin bize ders mahiyetindeki sunumlarıdır.
böyle bir olaya şahit olmak aslında bize bir derstir. hem o arkadaşa, hem bana, hem de bu olayı duyan herkese…
nedir o ders?
insandaki dünya görüşünün ve evren algısının temeli gençlikte atılır. ondan sonraki hayat, artık o temel üzerine kat çıkmaktan ibarettir. gençken temeli doğru atamazsan, kalan hayatında da bozuk temel üzerine devam edersin.
gençliğinde dünya hırsından kurtulacak tedbirleri alamadıysan, yaşlanınca hırsın daha beter azacaktır. artık sayılı günlerin kalmış olmasına rağmen, gider para, mal, eşya, iktidar, güç peşinde koşar durursun.
halbuki biz bu dünyaya marifet elde etmek, yani allah’ı bilmek ve tanımak için gönderildik; geçici dünya menfaati ile zaman öldürmeye değil…kalbimizde allah sevgisi ve marifeti ile değil de, dünya sevgisi ile ölürsek, çok pişman olacağız; orası kesin. allah’tan perdeli kalmak azabı ve ateşi yazgımız olacak. allahümme ecirnâ minennar(allah’ım ateşten bizi esirge).
not: kalbimiz asıl gayeye bağlı kalmak şartıyla dünyevi ihtiyaçlarımız için elbette çalışacağız; çalışmalıyız. ifrat ve tefrit kutuplarına savrulmadığımız müddetçe bunda bir beis yoktur. hatta tam tersine, tüm ölçüleri korumak asıl gayemize destek verecektir.



