ŞeytanAhir Zaman-KıyametDiyalektikEsma-ül Hüsna ve TecellileriGölge vs. AsılHayatın AnlamıNefs, Benlik-EgoPeygamberlerTasavvuf (Seyr-i Süluk)Tasfiye ve Tezkiye SüreciVahdet-i Vücut - Vahdet-i Şuhud- Nübüvvet Kemalatı

Dinlerdeki Şeytan Olgusunun Kafa Karıştırıcılığı

Kötü karakterin olmadığı bir film, dizi düşünün. herkes iyi olsun, her şey güllük gülistanlık olsun. emin olun rating sıfıra yakınsar.

en heyecanlı dizi veya filmlerde kötü karakterler olağanüstü kabiliyetli, çok zeki, karizmatik insanlardır. baş iyi karakteri sürüm sürüm süründürürler, ona nice acılar yaşatırlar. ancak filmin sonunda “kötü” mağlup olur ve hak yerini bulur.

insanlığın dünya macerasını da, bir tv dizisi gibi düşünebiliriz. şeytan baş kötü karakterdir ve iyi karakterler olan evliya ve peygamberleri ve onların bağlılarını istidat limitlerinin son noktasına kadar zorlayarak, bir nevi onların tasfiye/saflaştırma işleminde katalizör rolü oynar ve demirin ateşte kızdırılıp, çekiçle dövülerek saflaştırılması gibi saf maden cüruftan arındırılır.

ve şeytana uyup adaletsizlik ve zulme razı olan insanlar belli olur. buğday bir tarafa, saman bir tarafa ayrılır.

işte burası kritik bir noktadır çünkü tasavvufi ekoller meseleye farklı farklı yorum getirirler.

1-vahdet-i vücud(varlığın birliği) ekolüne göre şeytan, sadece dizi içinde kötü bir karakterdir. gösterim sona erince ve “the end” yazısı ekranda belirince(kıyametin kopması) artık şeytana “kötü” denilemez. çünkü o sadece yönetmenin ve yapımcının kendine verdiği rolü elinden geldiğince iyi oynamaya çalışmıştır. aksi durum, erol taş’ın erzurum’a yaptığı ziyaret esnasında halk tarafından taşlanması kadar abes olarak görülür.

“allah-u teâlâ iblise:

– “kıyamete kadar lanetim üzerine olsun..” ( 38/78 ) dedi.

“kıyamete kadar..” ( 38/78 ) buyurulması da, yine hasr(sınırlama) ifade eder..

kıyamet günü geçtikten sonra, iblis’e lânet yoktur..

z i r a :

– kıyamet günü..

dediğimiz din günü, tabiî zulmetin hükmü kalkar..

bu manaya göre iblis: ilâhî huzurdan, ancak kıyamet gününden önce kovulur
ve tard edilir..

zira onun, aslî durumu bunu gerektirir..

onun aslının iktizası ise.. tabiî engellerdir.. ruhun ilâhî hakikatlerle tahakkukuna
engel olur..

amma, bundan sonra.. tabiî durumlar, kemalât cümlesinden sayılır..
ona lânet yoktur, sırf yakınlık vardır..

ve.. o zaman iblis, önce olduğu gibi, allah katında bulunan ilâhî yakınlığa döner..

bu ise.. cehennemin zevalinden sonra olur..

çünkü: allah-u teâlâ’nın yarattığı her şey, elbette önceden bulunduğu hale dönecektir..bu asalet durumu, kat’îdir..”(abdülkerim ceyli, insan-ı kamil)

2- vahdet-i şuhud(görülenlerin birliği) ekolü ve onun baş temsilcisi olan imam-ı rabbani’ye göre şeytan sadece film içinde(dünya hayatında) rol icabı bir “kötü” değil gerçek bir kötüdür. bu değerlendirme farkı iki ekol arasındaki marifet ayrılığından kaynaklanmaktadır.

vahdet-i vücud ehline göre kainat esma-i ilahiyenin doğrudan billurlaşmasıdır. bu durumda iyi ile kötü, hayır ve şer arasındaki fark sadece bir bakış açısı ayrılığından öte gitmez. ne diyor lord sidious? “good is a point of view anakin…”. dolayısıyla bu bakış açısına göre, peygamberler allah’ın cemal, lütuf isimlerinin bir görünümü iken, şeytan da onun celal ve kahır isimlerinin bir temsilcisidir.

ancak imam-ı rabbani âlemin, ilahi isimlerin kendilerinden değil onun gölgelerinden oluştuğunu söyler ve varlığın hakikatinin “yokluk” olduğunu ve bütün şerlerin aslının da “yokluk” olduğunu belirtir. bu durumda önümüzdeki dünya tablosu tümden değişmektedir.

çünkü karanlık bizatihi bir varlık olmayıp, ışığın “yokluk” halinden başka bir şey değildir. keza, zulüm de adaletin yokluk halidir. varlıkta yokluğa en yakın dolayısıyla en şerli olan mahluk da, “insanın nefs”idir. çünkü o aslen var olmadığı halde kendini müstakil, bizatihi bir varlık zannetmektedir yani külliyen bir ilüzyon içindedir.

peki sadede gelirsek bütün bunlar nasıl bir sonuca yol açıyor?

evet kainat prodüksiyonunun yapımcısı ve yönetmeni, senaryo gereği dizisi içinde iyi karakterler de, kötü karakterler de oluşturmuştur, lâkin kimseyi belli bir rolü oynamak için zorlamamıştır. mesela, dizi içinde mutlaka hırsız karakterleri vardır. ama hırsızlık rolünü almak isteyen kimseler bunu kendi iradeleri ve seçimleri ile tercih etmişlerdir ve cebredilmemişlerdir.

yani iyi olan kendi tercihi ile iyidir,

kötü olan kendi tercihi ile kötüdür.

dolayısıyla seçimlerinin sonuçlarına katlanacaklardır. bütün negatifler de, “yokluk” neviinden olduklarından suç tamamen kişinin nefsine kalmaktadır. çünkü allah mutlak varlıktır ve onda hiçbir şekilde yokluk kavramı söz konusu değildir tabiatıyla o sırf hayırdır ve bütün hayırların kaynağıdır.

ilaveten, en öz olarak şeytanı “varlıktaki karanlık yön ve prensip” olarak tespit ve teşhis etmek gayet yerinde olacaktır sanırım.

isnetus 13.11.2014 15:04 ~ 17:44

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu