
Hayır ve Şerrin Allah’tan Geldiğine İnanmak 1
“Onlara bir iyilik gelirse, “bu, Allah’tandır” derler. onlara bir kötülük gelirse, “bu, senin yüzündendir” derler. de ki: “hepsi Allah’tandır” (nisa 78)
“sana gelen her hayır Allah’tandır. başına gelen şer de nefsindendir” (nisa 79)
bir mahkemede olduğumuzu düşünelim. mahkemede tüm hükümler ancak hâkimden çıkar. tüm cezalar ancak hâkimin hükmü ile verilir. evet tüm hükümler hâkimden çıkar ama, hâkim hükümlerini keyfi bir şekilde vermez. sanığın yaptıkları ile bağlıdır. bu açıdan bakıldığında da herkese ulaşan şer kendi nefsinden gelmiş olur.
içinde yaşadığımız şu dünya dahi bir cihetten mahkeme salonudur ki, onda bulunan varlıklara ait tüm hükümler ancak en büyük hâkim tarafından verilir ve sonra da icraya konulur. lakin yine bu hükümler keyfi değildir. her varlığa onun fiillerine ve tercihlerine göre hükümler bahşeder.
şura 30’da ise şerrin ve başımıza gelen belaların kaynağının nefsimiz olduğunu vurgulandıktan sonra, sürece ilahi merhamet prensibi de ilave ediliyor:
“başınıza gelen bir musibet, mutlaka ellerinizle yaptıklarınızdan dolayıdır ki, allah yaptıklarınızın çoğunu da affediyor” (şura 30)
meselenin klasik ekole göre anlatımı bu şekildedir. günümüz anlayışına göre ise biraz daha farklı bir anlatım söz konusudur. o da şöyle:
evren tıpkı saat gibi işleyen mekanizmaya sahiptir. her insan niyet, düşünce ve fiilleri ile aleme bir dalga yayını yapar. niyet derken ona elbette tüm bilinçaltı faaliyetini de dahil etmek zorundayız.
insanların yaptığı bu dalga yayını(neşr), sistem tarafından tıpkı bir bumerang gibi sahibine iade edilir(haşr); olaylar ve hadiseler şeklinde. netice itibariyle insan kendi bilinç üretimi ile yüzleştirilmiş olur. mevlana bu gerçeği, “âlem bir dağdır, sen nasıl seslenirsen öyle yankı yapar” sözleriyle ifade etmiştir. sen aleme düşmanca gözlerle bakarsan, karşılaşacağın da ancak düşmanlıktır. şefkatle bakarsan da ona göre muamele görürsün. gerçekte don kişot gibi yeldeğirmenleri ile savaşıyoruz da haberimiz yok…
aslında bir anlamda haşr* ve neşr* bu dünyada gerçekleşiyor; çünkü dünya oluş yeridir, ahiret ise ancak görüş yeridir. her ne oluyorsa burada oluyor. gözü keskin olan kişi cenneti, cehennemi, hesabı, defteri, mizanı burada dahi görebiliyor. sırat köprüsünün doğumdan ölüme hayat çizgimiz olduğunu dahi izleyebiliyor.



