21. Yüzyıl İslam AnlayışıAnlayışta Yenilik

Cariyeyle Köleyi Çiftleştirip Doğan Çocuğu Satmak

Bundan elli yüz yıl sonra belki de bambaşka bir dünya kurulacak. tüm işleri robotlar yapacak ve her birey sadece organizasyonel görevler alacak. işçilik denen kurum ortadan tamamiyle kalkacak ve işte o zaman işçilerin ne büyük sömürüye maruz kaldıkları ve sanayi toplumunun köleleri oldukları bütünüyle ortaya çıkacak.

günümüzde “islam niçin ortaçağda köleliği kaldırmadı?” diye soranların torunları o zaman da “islam niçin işçiliği kaldırmadı?” diye soracaklar mı dersiniz… belki onlar o kadar insafsız olmazlar ve hakikatin yeryüzüne tecelli ettiğinde, indiği dönemin ve şartların kabına göre donduğunu idrak etmiş olurlar…

gerçi bu dediğim manayı islamcı camia bile anlamış değil ki…600’lü yılların arap toplumunun adetlerini, geleneklerini, yaşayışını “işte hakikat!” diye önümüze sürüyorlar. günün şartlarına ters düştüğü için ağır eleştiriye uğrayınca da demagojik savunmalara girişiyorlar. zira savunmasa şekilden ibaret olan dinleri elden gidecek…çok zor bu devirde imanlı kalabilmek…iman ahir zamanda ateşten bir kor; elinde tut tutabilirsen…pek çokları inkar yoluna girip, kısa yoldan çelişkiyi kaldırıp rahatlamayı seçiyor…

aslında önümüzde kaskatı bir gerçek var:

şu anda bize islam diye ittiren şey çöpten ibaret. 1400 yıllık bir çöp yığını…diyanet şu bu tamamen birer sömürü düzeni… bize ittirilen bu şey gerçekte “bilimsel pozitivist paradigma” tarafından uzun zaman önce ezilmiş, sindirilmiş ve tasfiye edilmiş durumda.

bu durumu gören kolaycılar, “islam dediğiniz şey arapoğlunun uydurmalarıdır” deyip defteri kapatıyorlar.

biz hakikate olan saygımızdan ötürü zor yolu seçiyor ve “hakikat, indiği döneme göre renk ve şekil alır. eski döneme ait şekille bağlı değiliz. hakikati yeni döneme göre tekrar dondurmak lazımdır” diyoruz…

bir misal: iki yaşanabilir gezegen keşfedilsin…birine anglosaksonlar, diğerine de müslümanlar göçmen olarak gönderilsin. yüz yıl sonra iki gezegene de bir değerlendirme yolculuğu yapılsın. göreceğimiz tablo şu olurdu:

anglosaksonların gittiği gezegende hak ve adalat üzere müreffeh bir toplumun kurulmuş olduğunu görecektik. müslümanların gittiği gezegenin ise rezil, fakir, istikrarsız, her gün bombaların patladığı, insanlığın öldüğü bir yer olduğunu gözlemleyecektik.

tabi pek çok kişinin bu değerlendirmeleri anlamayıp beni suçlayacağını biliyorum. zira onlardaki şuurun, çeşitli dini söylemlerle kendine toplumda bir yer ve statü edinmek ve belli kazanca ulaşmak gayesinden ileri geçemeyecek düşüklükte olduğunu görüyorum…şuur başka bir şey…eğitim bilgi falan değil…

(bkz: schlieffen planı/#102448805)

isnetus 07.07.2020 15:00 

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu