Hayat dediğimiz gerçeklik, insanın boş iddialarda bulunmasını önlemek ve gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için vardır.
ben şöyleyim, ben böyleyim, düşüncem şu, inancım bu…
hepsi boş bunların. bunlar hiçbir şeyin göstergesi değildir.
kişinin ne idüğünün göstergesi fiilleridir.
hayatımızın sessiz bir filme alındığını* ve yalnızca yaptıklarımızın görüntülendiğini düşünün. işte o film karelerinde ne görüyorsak biz oyuz.
düşünce ve sözlerin hiç mi önemi yok?
elbette var ama sadece fiile çıkma potansiyeli taşıdıkları için. fiillere dönüşememiş veya etki edememiş sözler de düşünceler de çoğunlukla birer kendini kandırma, züğürt tesellisi ve zevahiri kurtarmak için yapılmış uyduruk aklileştirmelerdir. dolayısıyla beş kuruşluk değerleri yoktur.
dostum! hayat öyle bir şey ki, hakkını veremediğim hiçbir erdemi sende bırakmaz. günün sonunda bir de bakmışsın, sen de diğerleri gibi bir kurt olmuşsun. kurtlar dünyasında, diğerlerinden farkı olmayan bir kurt; ama sorsak kendine güzellemeler yaparsın. geç bunları… kurt olmamanın yolu sahte teselliler değil, en başta özeleştiri yapabilme yeteneğidir. o da sadece başı…
bu da günün incisi olsun:
maddi hayata meyledenler için hayat, deniz suyu içmeye benzer. içtikçe susarlar, susadıkça içerler.
(muhyiddin-i arabi)



