Tevbe-i Nasuh 2
Nasuh= nasihatçi, öğütçü, hâlis, temiz.
müslümanlar arasında genel bilgidir: bir kimse nasuh tövbesi ederse, günahları sevaba çevrilir. siz tövbe edenin günahları silinir diye biliyordunuz değil mi? işte nasuh tövbede öyle olmuyor. günahlar tümüyle sevaba çevriliyor.
eski din bilginleri, içinde yaşadıkları dönem gereği, dini tıpkı hukuk kuralları gibi ele almışlar ve işlemişlerdir. ancak dini, hukuk mevzuatı gibi ele almak, kimi muhataplarını düz mantık yoluyla sayısız bozuk ve bâtıl kıyaslara yapmaya götürmekte ve saptırmaktadır. belirtilen yöntemin başlıca sakıncası budur kanaatimce.
ben dini hukuk gibi değil, fizik ilmi gibi ele almak görüşünü savunmaktayım. niçin mi? çünkü din dediğimiz gerçeklik, zaten sünnetullah bilgisidir. yani evrende işleyen düzenin kurallarıdır. yerçekimi kanunu bile sünnetullaha dahildir. gerisini siz tahayyül edin…
mesela eski ekolden giderek, “insanın sağ omzundaki melek sevapları, sol omzundaki melek ise günahları yazar” diyebilirsiniz…veya günahlar ruha yüklenmiş negatif kayıtlardır; sevaplarsa ruha yüklenmiş pozitif kayıtlardır da diyebilirsiniz. ruhun bölgesi zaten tümüyle melekût alemidir. yani orada her şey melek yapısındadır ve “sol” her zaman aşağı ve negatif yönü; “sağ” ise yukarı ve pozitif yönü simgeler mana dilinde.
evrendeki düzen gereği, kişinin yaptığı tüm işlerin bir melekût karşılığı vardır. mesela yalan söylerseniz ruhunuz kararır; ruhunuza günah/zulmet/karanlık yüklemiş olursunuz. bir başka deyimle, azap meleklerini kendi ellerinizle üretmiş olursunuz. namaz kılarsanız ruha sevap veya nur yüklemesi yapılır. bunlar da melektir elbette.
nasuh tövbe karmaşık bir şey değildir. hep verdiğim örneği yine vereyim: ben eskiden pc oyunlarını çok oynardım ve bundan büyük zevk alırdım. şimdi oyun açsam bile hiç keyif alamayıp geri kapatıyorum. demek ki, ben pc oyunlarına tövbe etmişim veya bilincim daha yüksek meselelerle uğraşacak ve onlardan zevk alacak noktalara ulaşmış durumda.(dikkat! hiç oyun oynamayalım diye almayın bunu. yeri gelir oyun da oynanır)
sonuç: bir yanlışın yanlış olduğunu idrak ettiğimizde, artık o yanlış, yanlış değildir. niçin? çünkü o yanlış bizim şuurumuzun yükselişi için basamak olmuştur. insanın günah işleyen bir varlık olarak yaratılmasının temel sebebi budur. günahlarımız olmasaydı, gelişemezdik. şuurumuz yükselemezdi ve hakka ulaşamazdık.
ancak bu hikmet günahlara saplanmamak ve geçip gitmek kaydıyla geçerlidir. günaha saplanıp kalan için ortada hikmet falan kalmamış durumdadır. ayrıca günahlardan dönmek hiç de kolay bir iş değildir. şeytan yani şuurumuzun antitez ve karanlık yönü, o noktada karşımıza dikilir ve “sen öldün, bittin, sen artık iflah olmazsın” türünden düşüncelerin binbir türlüsünü ilka eder. şeytanın bu vesvese taarruzundan paçasını kurtaracak babayiğit azdır. zaten günahın kendinden çok, şeytana kapı açması tehlikelidir. o yüzden günahlardan gücümüz yettiğince kaçınalım ve her gün istiğfar edelim(100-500 arası estağfirullah çekelim) ki, günahlarımız silinsin. şuur sıçraması yapıp nasuh tövbesi edebilirsek eğer bir gün, o zaman da geçmişteki tüm günahlarımız tamamıyla sevaba çevrilecektir.



