Hayatın En Acımasız Gerçeği
İlk nazarda bu acı gerçek “ölüm” olarak görünür.
gerçekten çok acıdır. insanın sonsuza uzanan hırslarını, dağlar gibi olan sevgisini, aşkını, özlemini düşünün…işte böylesi bir varlık bir bakıyorsunuz, 70 yıllık kısa bir hayatın ardından, tüm sevdiklerini geride bırakıp ölüp gitmiş ve gömülmüş. bu kadar dolu dolu bir varlık, bir anda yok olmuş. hiçbir vicdan bunu kabul edemez. gizliden gizliye gerçeği bilir çünkü…
hangi gerçeği?
ölümün olmadığı gerçeğini elbette.
o yüzden üzülmeyiniz dostlar! ölüm yoktur ve bize müjdelenmiştir ki, “kişi ebediyen sevdiği ile beraberdir“
ancak şunu da bilelim ki, “seviyorum” demekle sevgi olmaz; boş laftır bu. sevgi; ruhların titreşiminin, dolayısıyla ahlakının aynı olmasıdır. aynı frekansta titreşmediğimiz ruhu seviyor değiliz. mesela, gerçekte hiçbir hristiyan hazreti İsa’yı; hiçbir şii de hazreti Ali’yi seviyor değildir. onlarınki sadece boş bir iddia ve kuru bir taassuptur.
beraber titreştiğiniz ruhu ise seviyorsunuz; hatta aşıksınız ona. ahlakınız da bire bir aynıdır…
son olarak da belirteyim ki, insan gerçekte bir bilinç varlıktır:



