
Hayatın yükü öylesine ağırdır ki, gerçekte hiçbir insan onu taşıyamaz. taşımaya kalkarsa altında ezilir kalır.
çoğu insan bu yükten boşvermişlik, nemelazımcılık, değişik gaflet unsurları, içki ve uyuşturucu gibi yollarla kaçar.
bu yükün altına kısmen dahi girmiş olanlarda fıtık, siyatik ve değişik omurga hastalıkları peydah olur. beden şiddetli ağrılarla kişiye sinyal vermeye başlar.
kimileri bu yükün altına çoluğu çocuğuna veya yakınlarına duyduğu(kaynağa bağlanmamış) şefkati yüzünden , kimileri aşırı gayret gösterip çevresi tarafından biraz ilgi, sevgi ve takdir görebilmek için girer. başka pek çok sebepleri de olabilir.
çözümü ise bir bakımdan çok kolay, diğer bakımdan da zorların zoru bir iştir.
mülk yani evren allah’ındır. mülkün içindeki her şey dahi o’na aittir. elbette sorumluluğu dahi o’na aittir. öyleyse şefkat ve merhamet saikiyle kendimizi gereksiz yüklerin altına sokmayalım.
şu alemde her ne olumsuzluk görüyorsak, sahibine yani allah’a havale edip geçelim. ne çoluk çocuğumuz, ne yakınlarımız bizim malımız değildir. onların hepsi allah’a aittir. biz onlar için elimizden geleni yapar, gerisini hakka havale eder geçeriz.
elbette sahibine yani hakka havale etme işini elimizden gelen cüzi gayreti gösterdikten sonra yapmamız gerekmektedir; kimi zaman bu sadece bir iyi niyet ve dua olsa bile…
evet, çoğu zaman insanın elinden iyi niyet, hayırlı dua ve hoş temenniden başkası gelmez; ama bunu yapmak da hayati derecede önemlidir. aksi takdirde kalbi taşlaşmış firavun gibi bir tiplemeye dönüşmek garantilidir. zaten kalplerin taşlaşmasının sebebi insanın can havliyle kendini acıya kapatmasıdır. zira hakkı bilmeyenin başka çaresi kalmaz. hakkı bilen ise asla ayrım gözetmeden tüm insanlara, hatta tüm mahlukata iyi niyetini, hayırlı temennilerini sunar; onlar için hep hayır diler; ama asla ilahlık taslayıp hakkın işlerine karışmaya yeltenmez.
alemde her ne oluyorsa olsun…bırak karışma…sana ne…mülkün sahibi sen değilsin…şeytanın “sorumlu insan” mavallarıyla seni aldatmasına izin verme…
öldüren de o’dur, dirilten de…veren de o’dur alan da…mülkünde dilediği gibi tasarruf etmektedir. ancak o’nun tasarrufu elbette sonsuz bir hikmete dayanır. o asla abes iş yapmaz. evrenin ve dünyanın işleyişinde, olaylarda abeslik görüyorsan, bu ancak senin idrak kusurundandır.
kısacası ilahlık taslayıp dünyanın yükünü sırtlamaya kalkma…helak olursun…cüzi gayretini göster…gerisini sahibine yani hakka havale et geç…




Maşaallah barekallah yazılarına mübarek Allah ilmini hayırla artırsın sana ve cümlemize hayırlı kılsın bizlerin imanını kemale erdirsin inşAllah