Hiçbir kutsallığı veya yüceliği yoktur. basit bir memeli hayvan içgüdüsüdür.
tabiat belgesellerinde görmüşsünüzdür, en vahşi ve yırtıcı hayvan bile yavrularına sonsuz şefkat ve ihtimam gösterir ve yeri gelince onları korumak için canını tehlikeye atar.
insanların ezici çoğunluğu, belki yüzde doksan ve üstü, tipik memeli hayvandan başka bir şey değildir(hatta kimi yönlerden hayvandan bile daha aşağıda, yani şeytana yakınsamış durumdadır). hepsinin yavrularına sevgisi tipik hayvan içgüdüsüdür. bu nedenle çocuk sevgisine ulvi anlamlar yüklemeye gerek yoktur.
rivayet edilir ki, tasavvuf büyüklerinden şeyh ferideddin’in çocuklarından biri öldüğü zaman hiçbir duygusal tepki vermemiş ve “bir köpek eniği ölmüştür, gömünüz” demiştir.
başka bir tasavvuf büyüğü de çocuğunu kucağına almış severken, birden ilahi hitaba mazhar olur: “demek bizim sevgimizi bir çocuğun sevgisine değişirsin ha…”. o zat bir anda çocuğu kucağından atar…
bunlar velayet(evliyalık yolu) ehlinin halleridir. nübüvvet hali ise başkadır. oğlu ibrahim vefat ettiği zaman peygamber efendimiz çok üzülmüş ve ağlamıştır.
velayet ve nübüvvet hallerinin anlaşılamaması müslüman kesimde sayısız yanlışa sebep olmaktadır. adam çocuğunu memeli hayvan içgüsüdü ile seviyor ama sorsan, “peygamber efendimiz de çocuğunu severdi, bu merhamettir” diyecektir. iyi de dostum sen nübüvvet nurundan hisse mi aldın? nübüvvet nuru peygamber efendimizden sonra 250 yıl içinde sönüp gitmiştir; artık o nuru taşıyan kalmamıştır.
müslüman kesimin her işi böyledir. gerçekte ve içte her işleri süfli iken, üstüne ayetten hadisten kılıf geçirirler… güzel bir kılıf uydurunca iş bitti sanırlar; içi isterse cife dolu olsun…
velayet ve nübüvvet arasındaki fark nübüvvetin tam daire, velayetin ise yarım daire olmasından kaynaklanır. bir daire düşünün…baş ve son noktaları birleşmektedir. başlangıç noktası hayvan mertebesidir. yukarı doğru bir yarım daire çıktığınızda(bir yay kadar) işte bu velayettir. bu aşamada hayvanlıktan ve beşeriyetten en uzak, hakka ise en yakın aşama tahakkuk etmiştir. avama göre velayet ehlinin her işi harika ve olağanüstü olur bu nedenle. zira avamın konumu ile velayetin konumu yüzseksen derece zıttır birbirine. ancak o dairenin bir de diğer kısmı vardır. onu da devredip inince(ikinci yay), son başa temas eder ve birleşir. o yüzden peygamberlerin zahiri hali aynı avam gibidir; sahabeler de öyledir. evliyanın hali ise avama tamamen aykırıdır.
buradan iki fitne veya iki cehalet zuhur eder. biri evliyaları peygamber veya sahabeden üstün görmektir ki, bu görüşün niçin yanlış olduğu yukarıdaki izahtan kolayca anlaşılabilir.
diğer yanlış da sahabeyi kendisi gibi sanmaktır. günümüzde bu yanlış adeta veba illeti gibi yayılmıştır. son derece çarpık müslümanların türemesine sebep olmuştur. bunların saçmalıkları o kadar çoktur ki, bu yazıya sığması mümkün değildir.
her bir ahlaki şube, bir şuur mertebesinin giysisidir. kişi, şuur mertebelerinde ilerledikçe teker teker güzel ahlak elbiselerini giyer. kitaptan okuyup “mış” gibi yapmakla veya yapmacık bir şekilde öyle davranmakla o ahlakı edinmiş olmazsın. böyle diyelim de, anlayan anlasın…



