Huş Der Dem 3
Nefes alırken ve verirken “hu” zikri yaparız bilinçsizce. işte bu zikri bilinçli hale getirmek marifettir.
eski devrin insanları ile şimdiki insanlar her yönden çok farklıdırlar. o yüzden kitaplarda okuduğumuz tekniklerin aynen günümüze taşınması çoğu durumda mümkün olmaz ve laf ebeliğinden başka bir sonuca da yol açmaz. insan uygulamaya sokamadığı ve belli sonuçlar elde edemediği tekniklerden laf olsun diye bahsetmemelidir. gereksiz bilgi kirliliği oluşturur ve hakikati örtmeye başlar çünkü.
ben bu prensibi uygulamaya geçirmek için değişik yöntemler denedim. öncelikle belirteyim ki, daimi olarak nefesin farkındalığını korumak ve her nefes alışta ve verişte “hu” zikrinin yapıldığını hayal etmek oldukça zor bir iş. bir müddet sonra bezginlik ve bıkkınlığa yol açıyor. eski devrin insanları böyle yaparlarmış ama günümüz insanının yapısı farklı.
onun yerine bu farkındalığa gün içinde veya gece, belli bir zaman dilimi ayırmak en iyisi. 15-20 dakika, yarım saat veya bir saat. parkta yürüyüş yaparken, otobüste işe giderken veya akşam eve dönerken vs…gibi.
odaklanmayı da burun deliklerine ve havanın giriş ve çıkışına yapmak en iyisi. vücudun diğer kesimlerinde farklı hassasiyetler var. karıştırıp dengeleri bozmamak lazım.
eğer başarılı olursak düşünün nimetin büyüklüğünü!
Allah’ın en büyük ismini, doğrudan zatına işaret eden “hu” zamirini nefesimize endeksliyoruz. bir müddet sonra meleke haline geliyor ve otomatikleşiyor. geri kalan ömrümüzde nefes almak zorunda olduğumuza göre, bereberinde sürekli “hu” zikri de yapmış olacağız. her nefesimiz kazanca dönüşecek inşaallah.



