
Klasik din dili ile anlatılan ilahi adalet kavramı günümüz insanına pek hitap etmiyor. o türden bir anlatım tatmin edici gelmiyor pek çok kişiye. o halde meseleyi günümüz insanının anlayışına göre açmaya çalışalım:
öncelikle belirteyim ki, dünya bir oluş yeridir ve ahiret de ancak görüş yeridir. ahirette yeni bir şey olmaz. sadece dünyada olup bitmiş hadiseler orada apaçık görünür hale gelirler; hepsi o kadar.
ne oluyorsa bu dünyada olup bitiyor. ancak görünmeyen boyutlar da karışıyor işin içine. mesela çok haksızlık yapan, ama yaptığı haksızlık zâhiren yanına kâr kalmış gibi görünen birini ele alalım. biz bilelim bilmeyelim, fark edelim etmeyelim evrensel ödeme-dengeleme mekanizması çoktan gerekli işlemleri yapmış ve hesabı kapatmıştır. gerçekte alışveriş gerçekleşip bitmiştir. Allah’ın isimlerinden biri de “seri-ul hisab”tır. hesapları çabuk görücü anlamındadır bu isim.
eğer o şahsın size yaptığı haksızlığı helal etmezseniz, size tazminat ödemek zorunda kalmıştır. size ondan bir pozitif enerji nakli gerçekleşmiştir veya sizin negatif enerjileriniz ona transfer olmuştur. böylece hesap kapatılmıştır. hatta çok daha feci bir ödeme yöntemi vardır ki, o da yeteneğin transfer edilmesidir. başka türlü hesabı kapatamayan şahsın bir yeteneği direkt size transfer edilir. o yüzden kul hakkına girmek çok çok tehlikelidir. insanları arkasından çekiştirmek, dedikodusunu yapmak, onlara zulmetmek, haksızlık yapmak vs…hepsinin hesabı bir bir tahsil edilir. asla açık hesap bırakılmaz. o yüzden zalimlerin sonu pek acı olur. üzerlerindeki hakları ödeye ödeye toptan iflas ederler(Allah bizi müflislerden etmesin. bu duaya amin diyenler müflislerden olmaktan korunsunlar. amin).
ahirette ise tüm bu oluşlar açıkça görünür hale gelecektir. üç boyutlu sinema gibi veya matriksteki gibi hepsi herkes tarafından izlenebilecektir.



