
İşte size en büyük hikmet: “bildiğimiz için inanmayız, inandığımız için biliriz”.
bu en geniş inanç çerçevesine “paradigma” diyoruz. ister farkında olsun isterse olmasın herkes öyle veya böyle bir şeylere iman etmiş durumdadır. zira varoluş sonsuz bir olasılık bulutundan ibarettir. o bulutta tüm ihtimaller eriyik halde bulunurlar. biz ne zaman ki bir şeye inanırız, işte o anda olasılık bulutu çöker ve bizim inancımız doğrultusunda materyalize olmaya başlar. eğer bir şeylere inanmasaydık, olasılık bulutu çökemez ve dünyamız oluşamazdı. inanç, uzay-zamanı bükmektedir.
hani bizdeki malum tipler bol bol “inanç değil bilim” falan diye saçmalar…garibanlar keşke kendilerinin de bir başka kategoriye iman üzere olduklarını bilselerdi…ama hiçbir zaman bilemeyecekler; çünkü bu adamlara paradigma içi sorgulama ile paradigmanın kendisini sorgulamanın farklı olduğunu anlatamazsınız. mümkün değil anlamazlar…o yüzden “bilim hep araştırır, sorgular…” falan filan devam ederler.
demem o ki, iman her şeyden önce gelmektedir. tüm insanlar için bu böyledir. kesinlikle hiçbir istisna söz konusu değildir. “ben ateistim hiçbir inancım yok”…geçiniz bunları. elbette sen de bir iman sahibisin. sen, “bilimsel pozitivist paradigma”nın bir müminisin.
evet, bizler de tüm sorgulamalardan önce Allah’a ve Peygamberine iman ettik. bu imanımız her türden sorgulama öncesidir. biz önce iman eder, sonra sorgularız. sorgulamadan kasıt elbette “acaba doğru mu bu inandıklarım” şüphesi değildir. bu sorgulama şüphe için değil, imanı icmalden tafsile çıkarmak içindir; yani toplu olan imanı, ayrıntılı hale getirmek içindir. böylece iman mertebelerinde terakki meydana gelir. biz şüpheyi asla kabul etmeyiz. “şüpheyi izale etmek için araştırıyorum” sözünü de kabul etmeyiz. önce şeksiz şüphesiz inanacaksın veya o yolda olacaksın…pergelin çivili ucunu saplayacaksın sağlam zemine; ondan sonra pergelin diğer ucuyla istersen dünyaları dolaş….
hele hele “delillerini ortaya koy; karşı taraf da koysun; iyi olan kazansın” veya “aklıma yatarsa inanırım”gibi sözler vardır ki, akla zarardır…bunlar bâtıl işlerdir. kimse delilden hareketle imana gelmez. delil kim oluyormuş da imana sebebiyet versin? iman ondan çok daha yukarıdadır.
son tahlilde iş çok basit:
dostum ister ona inan, ister buna…keyfin bilir… neye inanırsan sonuçlarını yaşayacaksın…
senin inancın sana, benim inancım bana,
senin paradigman sana, benim paradigmam bana…



