
Sun tsu, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük askeri stratejist ve düşünürlerinden birisidir.
kendisi şöyle der:
“eğer kendini ve düşmanını tanıyorsan, ona karşı yüz savaşa da girsen mağlup olmazsın. eğer kendini tanıyor ama düşmanını tanımıyorsan, kazanma ve kaybetme şansın eşittir. eğer ne kendini ne de düşmanını tanıyorsan, her girdiğin savaşı kaybedersin”.
onun savaşlara dair yaptığı bu çıkarımı rahatlıkla tüm insan ilişkilerine, hatta çok daha özel bir alana, yani karı koca ilişkilerine dahi genelleyebiliriz. ancak bu noktada bir indirgeme gerekmektedir. elbette insanlar veya eşimiz yenmek zorunda olduğumuz düşmanımız değildir; ama uyumlu olmak ve hoşça geçinmek zorunda olduğumuz muhatabımızdır(yenmek zorunda olduğumuz düşman ise egomuzdur. zira son tahlilde uyumsuzluk, çekişme ve çatışmaların tamamı egodan kaynaklanmaktadır).
zaten başkasını tanımak için dahi kişi önce kendini tanımalıdır. başkası dediğin de nihayetinde benim gibi bir insandır.
o zaman hakikat ehlinin bu noktadaki sözünü hatırlayalım:
“kişi kendini tanıdıkça eşyayı(evreni) tanır, evreni tanıdıkça da allah’ı tanır”.
yani eşimle iyi geçinebilmek için önce kendimi, sonra onu tanımam gerekiyor. ancak tüm bunlar aynı anda marifet(tanrı bilgisi) alanına giriyor.
-eğer kendini ve eşini(veya muhatabını) tanıyorsan(tanrı bilgisi bağlamında), mutlu olursun.
-eğer kendini tanıyor ama eşini tanımıyorsan, durum karışıktır. yeri gelir mutlu olur, yeri gelir üzülürsün.
-ne kendini ne de eşini tanıyorsan, sana geçmiş olsun…
görüldüğü üzere iş yine dönüp dolaşıp temel meseleye geldi: imanın ve marifetin(tanrı bilgin) derecesinde dünyada ve ahirette mutluluğu yakalarsın. marifetten uzaklığın kadarıyla da hem dünyada hem de ahirette mutsuz olur ve azap çekersin.
sonuç: ahir zamanda yani deccaliyet döneminde yaşıyoruz. nur iyiden iyiye azalmış ve gizlenmiş durumdadır. karanlıkla beslendikçe egolar şiştikçe şişmiş, marifetten uzak düşmüş vaziyette… artık herkes başına buyruk olmuş, firavun gibi tanrılık taslamakta… iki tane tanrılık taslayan(emmare bilinç) insanı bir eve yerleştir, sonra onların iyi geçinip mutlu olmasını bekle…bırakınız…



