İslam Dini’nin Sorumlu Olduğu Katliamlar
Herhangi bir insan üretimi ideoloji veya sair inançlardan kaynaklananlardan fazla değildir. kan dökücülük ve vahşet, insanın tabiatının bir ürünüdür, şu veya bu inanç işin vesile kısmını oluşturmaktadır.
faraza bütün dinler kalksa, bu sefer insan üretimi bir takım fikirler ve felsefi görüşler dinlerin yerini dolduracak ve çok daha büyük siyasi çekişmelere, çatışmalara ve katliamlara yol açacaktır. neden mi?
çünkü, sınırlı verilerle oluşturulan beşeri fikirler ve ideolojiler çok daha büyük çelişkileri bünyesinde barındırmaktadır. islam dininin mutlak fikir olduğuna yani varlıktaki bütün verinin işelnmesinden doğan ölçüler bütünü olduğuna inanmasanız bile şunu kabul etmek durumundasınız ki, dinler çok daha büyük tecrübe, yürürlükte olduğu zaman aralığı ve muhit şartların ürünü olması hasebiyle kendi içinde daha dengeli bir yapıya sahiptir ve bu sebeple çok daha dizginleyicidir.
kimi mi? tabii ki vahşi insanı…
not: gelen mesajlar üzerine bazı izahları yapma gereği hasıl oldu…
her devirde her topluluğa peygamber gelmiştir. bu peygamberler görünen madde dünyasının ardındaki saklı düzeni keşfeden ve o düzene uygun yaşamayı teklif eden kimselerdir. şu gördüğümüz madde planının arkasında muazzam bir nizam yatmaktadır ki buna tasavvufta devlet-i aliyye(yüce düzen) denilmektedir. bu düzenin memurları ve operatörleri meleklerdir. insanın gözündeki perde kalktığında bu dünyayı seyredebilmektedir.
budizm ve zen dahil bir çok inancın peygamberlerin getirdiği dinler olması kuvvetle muhtemeldir. ancak insanın malum tabiatı sebebiyle bu dinler zaman içinde dejenere olmakta ve içeriği boşalmaktadır. bir dinin hakikat boyutuna geçen ehli kalmayınca o din bitmiştir geriye sadece kuru bir kabuk kalır.
diğer dinlerin başına gelen elbette islam’ın da başına gelmiş ve islam dahi büyük ölçüde dejenere olmuştur. ancak müslüman hakikat ehli ve evliyası tükenmemiştir ve hala varlıklarını korumaktadır. işte bu bizim şansımızdır. çünkü onların da soyu tükenseydi kuran yeryüzünden kalkmış olurdu. çünkü nura ulaşım imkanımız kalmamış olurdu. zira nur boyutuna ancak o evliyanın rehberliğinde geçmek mümkündür .
diğer dinlerin ehli kalmadığı için nur boyutuna geçmeleri mümkün değildir hatta daha da tehlikeli durumlar söz konusudur. bir de maddenin arka planında enerjetik bir boyut vardır ve buranın da kendine özgü canlıları ki, din terminolojisinde “cin” adıyla bilinirler. işte bu varlıklar insanları kandırmakta, melek rollerine bürünmekte ve saptırmaktadır. günümüz spritüalistlerinin düştüğü acı durum budur maalesef.



