Kuran Müslümanlığı 1
Hiçbir şeyi kuran’ın önüne koymayalım diyen de, size kendince anladığı bir kuran’ı yani kendi anlayışını sunuyor, öyle değil mi? mutlak olarak ve tümden kuran’ı anlayamayacağına göre, başka türlüsü mümkün değil. çünkü kuran Allah’ı kelam sıfatından gelir. Allah’ın zatı gibi sıfatları da sonsuzdur. insan aklının onu ihata edebilmesine imkan ve ihtimal yoktur.
evet güneş(kuran) mutlak bir ışık kaynağıdır ancak o güneş insandaki kafa ve kalp aynalarının temizliği ölçüsünde tecelli eder.
ayna kirliyse veya çarpıksa güneşin yansıması(anlayış) da çarpık olur.
bu durumda en mantıklı davranış, kafa ve kalp aynası temiz olduğuna kesinkes kânî olduğumuz bir zata itibar etmektir. yoksa onun bunun veya kendimizdeki kirli aynanın vereceği kısıtlı imkanlarla başbaşa kalırız.
kuran’ı kendi anlayışlarına kalkan yapanlar spritüel yankesicilerdir. oysa bu işin başı dürüstlüktür. hem kendini hem de başkalarını kandırmaya çalışmamaktır.
biz onlar gibi kuran’ı kalkan olarak kullanmayız. ortaya koyduğumuz din anlayışını sahipleniriz ve “eğer bir pırıltı görürseniz bilin ki, o kuran’dandır, eğer bir eğrilik görürseniz o da bizim nefsimizdendir, kuran’ı değil bizi itham ediniz!” deriz.
işte onlarla aramızdaki fark.



