Tüm fikir üçkağıtçılarının alamet-i farikası mutlak gerçekliğe sahip oldukları iddiasıdır. halbuki insan için mutlak gerçeğe ulaşmak hiçbir şekilde mümkün değildir. mutlak gerçek ancak mutlak varlığa aittir(hakk).
hem ortaçağda hem de modern çağda üretilmiş paradigmalar, mutlak gerçeği haiz olduklarını iddia ederler. ancak modern çağın “bilimsel pozitivist paradigması” üçkağıtçılıkta yaşlı hasımlarına fark atmıştır. zira “bilimsel pozitivist paradigma” deccalın ideolojisidir ve deccal çok çok yalancı, üçkağıtçı, sihirbaz ve gözbağcıdır.
“bilimsel pozitivist paradigma” ne der?
“onlar din…ispatsız, mesnetsiz inanç…oysa ben bilimim…onlar öznel algı, ben ise nesnel algıyım, deney ve ispata dayanırım” der.
ortaçağda üretilmiş paradigmalar da mutlaklık iddiasındadır; ama bu iddialarını tanrıya dayandırırlar. kuran’a dayanarak mutlak gerçeğe sahip olma iddiasının da hükmü aynıdır; yani fikri bir üçkağıtçılıktır…niçin?… istersen mutlak gerçeklikle karşı karşıya ol; sen bir beşersin ve onu ancak cürmün kadar algılarsın.
soyut düşünce gücü yetersiz olan kitleler bu noktada zokayı kolayca yutacaklardır. gerçekte ise her paradigma deney üstü kabullenimler sistematiğidir. evet ister adına din denilen eski paradigmalar olsun, ister yeni çağın dini “bilimsel pozitivist paradigma” olsun, hepsi son tahlilde deney üstü ve deney ötesi kabullenimlerden inşa edilmişlerdir.
“bilimsel pozitivist paradigma”nın deney ve gözlemle ispat iddiası, paradigma içi bir sorgulamadır. paradigmanın kendisi ise diğerleri gibi deney ötesi kalmaktadır. bu meseleyi idrak etmek, birazcık soyutlama yeteneği gerektirmektedir.
mutlak gerçeği sahip olma iddiasının vahim sonuçları vardır.
bir kimse mutlak gerçeğe sahip olduğunu düşünüyorsa, artık kendinden olmayanı tam bir şeytan olarak görecektir; itham edilmesi, en ağır şekilde suçlanması ve nihayetinde yok edilmesi gereken…
mutlak gerçekliğe sahip olduğu iddiasını taşımayan kimse ise öyle değildir. ona göre her bir görüş veya her bir ekol, ancak bir kısım parça hakikatleri temsil edebilir. bu nedenle her görüşte bir parça hakikate temas eden yön bulunur. kimisi filin hortum gibi olduğunu söylerken, kimi de yelken gibi olduğunu söyler. filin bütününü ise kimse gösteremez ve söyleyemez. bu da nispeten bir hoşgörü ortamı oluşturur toplumda.
not: burada yazılanlar saf akıl penceresinden görünenlerdir. meseleye kalp ve ruh gibi sair beşer unsurları dahil edilmemiştir.



