Bir arkadaş kendisine açılmış olan cehennem kavramını şöyle izah etmiş:
cehennem insanın kötü huylarının yakıcı ateş hükmüne girmesidir. yana yana, göre göre nefsini tanıyor insan. her bir kötü huyun yakıcılığını tattıktan sonra anlıyor o kötü huyu bırakmak gerektiğini. (çocuk kızgın sobaya dokunup eli yanınca, bir daha dokunmaması gerektiğini anlar)
cehennem olmasa insan kötü huyların nasıl vazgeçilmesi gereken olduğunu bilirdi? nasıl kendini tanır ve Allah’ın affediciliğini anlardı?
Allah’ı ancak cehennemde yandıktan sonra yani kötü huylarımız ile yüzleşip onlardan kurtulduktan sonra tanıyabiliyoruz; cehennemden geçerek… cehennem kendi iç dünyasında insanın…(cehennem şuurun en düşük derecesinde mevcuttur. dünyada cehenneminden kurtulamayan kişi, ahirette de o müşahade içine hapsolup kalacaktır. yani hep kötü huyların yakıcılığı ile, görünür bir ateş ile haşır neşir olmaya devam edecektir-isnetus)
elbette cehennemden geçmiş kişi kendini iyilerden olarak tanımlayamaz. sahip olduğu onca kötü huyu geride bırakmışsa da, onlara şahit de olmuştur. artık ona tüm dünya “sen çok iyi birisin” dese sinirlenir, garipser.
kişinin günahkar olduğunu bilmesi güzeldir. günahkarlığı kabullenmek de güzeldir. kim bilir ne kadar dayak yemesi, ateşin azabına uğraması gerekir bunu kabul etmesi için nefsin…



