
Aslen siyaset alemine ait bir prensiptir.
tek seferde yapılsa büyük sorun çıkartacak bir hamleyi milim milim yapmak, salamı incecik dilimler halinde kese kese onu bitirmektir.
bir de bu prensibin ekonomi alanında bir arkadaşı var: sürdürülebilir kalkınma.
işte biz bu iki prensibi nefs ve şeytana karşı kullanıyoruz.
nefs ve şeytana karşı ani ve büyük bir hamle, anında karşı taarruza sebebiyet verir. daha ne olduğunu bile anlayamadan üzerimizden silindir gibi geçip giderler.
mesela biz herkese günlük 15 dakika mesnevi okumayı tavsiye ediyoruz. bu tavsiyede pek çok veche var ama bunlardan bir tanesi de nefs ve şeytana sezdirmeden zaman ayarlı bombayı onların karargahına yerleştirmektir. buna rağmen ilk defa mesnevi okumalarına başlayan kimselerde bir parça vesvese artışı yaşanır. şeytanımız rahatsız olur çünkü. ancak ısrarla devam edildiğinde bu geçer ve şuur durulur.
nefs ise pek bir şey anlamaz. zira nefs için nicelik önemlidir. günlük 15 dakika çalışmayı ciddiye almaz; ama biz o 15 dakika ile Musa’yı firavunun sarayına yerleştirmiş oluruz.
nefse ve şeytana karşı başarılı olmanın önündeki en büyük engel, nefsin vakti zamanında bize giydirdiği kötü ahlak şubelerinden “hırs”tır.
hırs yapan kimse bir anda büyük bir başarı için tüm gücüyle ileri hamle yapar. nefs ve şeytan orduları da derhal reaksiyon verir ve ileri hamleyi ezip geçerler ve hırsın sonu hüsran olur. unutmayalım yolun başındaki kimsenin iç aleminde nefs ve şeytan hükümrandır ve çok güçlü pozisyondadırlar.
peki hırs yapmadığımızı nasıl anlayacağız?
başta sayılan iki prensibe riayet edip edemediğimizi kontrol ederek.
küçük bir hedef belirleyeceğiz ve onu hiç aksatmadan yapmaya çalışacağız(sürdürülebilir kalkınma). eğer aksatmadan sürekli yapabiliyorsak, iş tamamdır. eğer büyük oranda aksatıyorsak, hedefi biraz daha küçültmemiz gerekir. bu noktada hırs yönümüz hedef küçültmeyi kabul etmeyecektir. ona aldırmamak lazımdır. zira iş nicelikte değil niteliktedir. nefs asla bu inceliği anlamaz. o sadece niceliğe, büyüğe, ihtişama, daha çoğa önem verir. zaten biz de onu bu zayıf noktasından vuruyoruz. ejderhanın derisinde bir adet zırh pulu eksik. işte tam oradan vuruyoruz onu.
not: bu anlatılanların hiçbiri klasik anlamda tasavvuf değildir. doğrudan hakikat eğitimidir esasen. daha temel ilmihal bilgisinden bile yoksun olan kimselere doğrudan hakikat eğitimi…ahir zamanın gariplikleri işte…



