Bir arkadaş mesaj atmış. bazı meseleleri güzel izah ettiği için burdan vereyim, ziyan olmasın…
(#98167182) merhabalar isnetus, bu entrynizi okuyunca aklıma bir anım geldi.
yıllar evvel Abdülkadir Geylani’nin futuh’ül gayb kitabını okuyordum. Peygamberimizin (s.a.v.) kalbinde torunlarına karşı sevgi oluşmasını, akabinde cebrail’in (a.s.) gelip torunlarının ölüm haberini vermesi bahsini okudum.
empati yaptım. kalbime bir ateş düştü.
üstelik okuru da uyarıyordu büyük veli. “sen, Allah’ın sevgisi ve hâlis safiyeti başkalarının sevgisi ile kirletirsen sen de kirlenirsin. Allah’ın dostu Hz. İbrahim (a.s) ile Hz. Yakup (a.s)’ın başına gelen senin de başına gelir. vaktiyle onlar, kalplerindeki birer ateşle evlatlarına meyl etmişler, onlara sevgi ile bağlanmışlar ve malum musîbetlere dûçâr olmuşlardı.” diyordu.
Allah bağışlasın beni ama aklıma ilk gelen, Allah’ın acımasız olduğuydu. fıtrata evlat sevgisini veren kimdi? Allah… peki neden sırf bunun için cezalandırıyordu? üstelik evladı sevmek iyi değil miydi? evladını sevgisiz büyüten, eziyet eden anneler babalar daha mı makbuldü? yıllarca peygamberimizin torunlarına sevgisini, merhametini örnek gösteren dini kaynaklar yanlış mıydı?
“ohoo, sen meseleyi tamamen yanlış anlamışsın, tersyüz etmişsin.” diyeceksiniz. öyle yapmıştım.
Allah beni sevmesin de başıma bir şey gelmesin diye ibadetlerimi azaltmış, bilerek gafletimi artırmıştım. sanki ibadetlerim çokmuş, makbulmüş de Allah sevgisini kazandırmaya yetermiş gibi. kibre bakar mısınız? sorsanız dindardım. şu an düşününce o dönemki cehalet seviyemden saç baş yolasım geliyor. demek ki bazı tasavvufi eserleri okumak için bile bir olgunluk seviyesi gerekiyor.
her neyse, ben bu bahsi yıllar sonra anlayabildim.
Hz. İbrahim, Hz. Yakup, Hz. Muhammed (a.s.) evlat sevgileri yüzünden imtihanlar, iptilalar geçiriyorlar. sonrasında ne oluyor? evlatlarına sevgisiz mi davranıyorlar? hayır, yine seviyorlar ama bu sevginin kaynağı ve aslı Allah oluyor.
Allah’ı seviyorlar, Allah’la seviyorlar. nefsleri için değil. sevgileri olgunlaşıyor. aslileşiyor.
yani bu olanlar, süt dişin dökülüp yerine kalıcı dişin gelmesinden farklı değil.
“süt dişini bir an önce kalıcı diş hale getirmeye bak, yoksa süt dişleri dökülmeye mahkumdur.” diye uyarıyor adeta, en başta alıntıladığım hikmetli satırların müellifi. kurbanın hakikati de budur işte.
Allah “ganiyy”dir… dilerse malı da bol verir, evladı da bol verir… ancak sevdiği kullarından alıyorsa bunları, yine merhametinden ve ganiyy oluşundan… yalnızca kendisini sevdirmek için. kalbi temiz, pak etmek için. Allah bir şeyi alıyor görünse de kat kat üstününü veriyor.
“biz bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak, mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.” (bakara, 106)
bunu göremeyen, kör kalmayı tercih eden kullarına da bolca dünyalık veriyor elbette. fakat bu dünyalıklar onların yalnızca ziyanını artırıyor. ha, dertten de uzak kalmıyorlar sandıkları gibi. fakat bu dertler dahi isyanlarına sebep olarak onları daha da batırıyor. süt değil, kalıcı dişleri dökülüyor. yerine çıkmamak üzere.
en doğrusunu allah bilir.




Bir kimseyi Allah için mi nefsim için mi sevdiğimi nasıl ayırt ederim ?
https://www.isnet.us/allah-icin.html
https://www.isnet.us/tag/allah-icin