
Bu fitne ateşinin yandığı günlerde bilhassa “fil suresi”nin bolca okunması tavsiye ediliyor. namazlarda ve namaz haricinde…muhyiddin-i arabi’nin “fil suresi” yorumu:
1- görmedin mi? rabbin fil sahiplerine nasıl yaptı?
“rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?” fil sahipleri kıssası
meşhurdur. fil olayı, Resulullah’a (s.a.v) yakın bir zamanda meydana
gelmişti. olay, Allah’ın gücünü gösteren büyük delillerden, o’nun
dokunulmaz kıldığı bir şeyi çiğneme cüretini gösteren kimselere yönelik
öfkesinin sonuçlarından biridir. kuşlara ve vahşi hayvanlara ilham
etmekle insana ilham etmek birbirine yakın mahiyettedir. çünkü söz
konusu varlıkların nefisleri yalındır. ayrıca, yüce Allah’ın kendilerine
verdiği özellikler itibariyle taşların bir varlık üzerinde etkili olmaları da
görülmemiş, garip, akıl almaz bir şey değildir. bir kimse kudret âlemine
muttali olur, gözlerinin önünden hikmet perdesi açılırsa, buna benzer
birçok şey görecektir.
nitekim, günümüzde de buna benzer bir olay meydana geldi. şöyle
ki: eyburd şehri, farelerin istilasına uğradı. bunlar şehrin bütün ekili
arazilerini mahvettiler. sonra ceyhun ırmağının kıyısına doğru çöle
yöneldiler. her biri ırmak kıyısındaki ormandan bir odun parçası alarak
üzerine çıkıp ırmağın öbür kıyısına geçti. bu olay, kıyamet sahneleri ve
benzerleri gibi tevil kabul etmeyen bir gerçektir.
fil olayının teviline gelince: bil ki, habeşli nefis ebrehe’si, Allah’ın
gerçek evi olan kalp kâbesini yıkmak ve istila etmek üzere harekete
geçti. ruhani kuvvetler hacılarının, kendisi tarafından bina edilen
cismani tabiat kilisesine yönelip ona saygı sunmalarını istedi. derken
ameli akıl kureyşlisi, akli gıda fazlasının kalıntılarıyla bu kilisenin içine
pisledi. bu, tıpkı güzel adetler ve övgüye değer adap gibi tabii olgulara
özgü bir tedip yöntemiydi. kureyş kafilesinin tutuşturduğu ruhani
kuvvetlerin şevk ateşinin kıvılcımları kiliseye sıçradı ve riyazetle onu
yaktı.
bunun üzerine nefis habeşi ebrehe’si askerlerini harekete geçirdi,
nefsani kuvvetlerden, onların gazap, şehvet gibi tabiatları itibariyle
karanlık olan sıfatlarından oluşan ordularını seferber etti. vehim
şeytanının akıl orduları karşısında yenilmeyen ve savaşta onlara karşı
koyan fili ordunun önüne geçti. muaz’ın (r.a) rivayet ettiği gibi şeytan,
Resulullah (s.a.v) zamanında en çok fil şekline girerdi. nitekim
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “şeytan, hortumunu adem
oğlunun kalbinin üzerine koyar, adem oğlu Allah’ı anınca, hemen geri
çekilip gizlenir.”
2- onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3- onların üstüne ebabil gönderdi.
4- onlara taşlardan atıyorlardı.
5- böylece yenilip çiğnenmiş onları ekine çevirdi.
Allah, “onların tuzaklarını” planlarını boşa çıkardı. “onların
üstüne…gönderdi.” ruh nuruyla aydınlanmış bembeyaz fikir ve zikir
“ebabil” kuşlarını üzerlerine gönderdi. kıyas suretleri ve zekâ çoklukları
gibi hızlı toplulukları üzerlerine saldı. o kuşlar, “onlara…” üzerlerine
hızla isabet eden “taşlardan atıyorlardı.”
her biri için tescil edilmiş, her
birine tahsis edilmiş riyazetler atıyordu. her birinin üzerine, şeriat ve akıl
kalemiyle, onu atan kişinin adı yazılıydı. “bu riyazet, falan kuvveti
yerinden söküp helak eder” diye belirtilmişti.
ezilme ve teshir edilme riyazetinin gazap kuvvetini, oruç riyazetinin şehvet kuvvetini, tevazu
riyazetinin kibir kuvvetini, zelillik riyazetinin zorbalık kuvvetini yerinden
söküp helak etmesi gibi. “böylece…onları…çevirdi.” hareketsiz, durmuş
halde helak edilmiş olarak bıraktı. “yenilip çiğnenmiş ekin” gibi. yani
tıpkı bitkisel kuvvetler gibi öldürülmüş, gücü ve özellikleri yok edilmiş,
riyazet aracılığıyla kendine özgü hareketlerini yapamaz hale getirilmiş
kıldı. Allah, doğrusunu herkesten daha iyi bilir.



