
Allah’la Kul Arasına Girmek
“Allah ile kul arasına kimse giremez” sözü nasıl olmuşsa insanların ağzına pelesenk olmuş.
külliyen boş bir iddiadır ve bu iddiada bulunaların Allah’ın marifetinden zerre gram nasibi yoktur.
Allah insanı kendi suretinde yaratmıştır. suretten kasıt sîrettir; yani ahlaktır. ahlaktan da kasıt, 99 ilahi ismin o kimsede açığa çıkmasıdır.
gaybda olan “hu”, toplu esma mertebesinin adı olan “Allah” şeklinde zâhir olur. diğer ilahi isimler kainatta parça parça görünürken, Allah ismi ancak insandan, daha doğrusu insan-ı kâmilden yansır.
dolayısıyla insan-ı kâmil tıpkı kâbe gibidir. ona yönelmeden Allah’a yönelmek mümkün olmaz. insana secde etmek emri, el an geçerlidir ve insana secde etmeyenlerin iblisleşmeleri kaçınılmazdır. günümüzde secde kavramı kirlenmiştir. siz secdeden, askerin komutanı karşısındaki “hazır ol” tavrını anlayın.
işte işin bu vechesi hz. isa’nın insanlığa açıkladığı “teşbih” hakikatıdır. çok ince bir çizgisi vardır ve az bir istikamet bozukluğu kişiyi hristiyanlaştırır. o kimse insan-ı kâmili ilah olarak görmeye başlar. bu sapkınlıktır; çünkü allah’ın uluhiyette, rububiyette ortağı yoktur. böyle bir iddia şirktir. bu noktada tenzih gerekir.
tenzih hakikatını ise insanlığa açıklayan hz. musa’dır. o da, hakkın tüm bilinenlerden öte olma yönüne dikkat çekmiştir ki, insanlar dahili ve harici putlara tapmaktan kurtulsunlar. tenzih hakikatında az bir istikamet bozukluğu, Allah’ı ötelerin ötesine atmaya sebebiyet verir ve yahudileşme şeklinde bir sapma ortaya çıkar. bunlar Allah’ı öteleyip dünyaya dört elle sarılırlar.



