Mesnevi KıssalarıAkıl- ÜstbeyinPeygamberler

Hz. Muhammed’in Ayşe’nin Göğsüne Darbe İndirmesi

Benim göğsüme bir darbe indirmesi için dünyaları verirdim. neyse…biz büyük resme bakalım; ey müddei, bir hikaye dinle!

“bir bedevi, devesine dolu iki çuval yüklemiş götürüyordu. kendisi de iki çuvalın ortasına oturmuştu. birisi yolda onu lafa tuttu. bedeviye yurdunu sordu, onu konuşturdu. bu soruşturmayla, güzel sözler söyledi, hoş ifadelerde bulundu. ondan sonra bedeviye dedi ki; “bu iki çuvalda ne var? doğruca söyle!”.

bedevi, “birinde buğday var, diğerinde kum, yiyecek bir şey değil!” dedi.

adam, “neden kum yükledin?” diye sorunca, bedevi, “buğday çuvalı tek kalmasın, kum çuvalı ona denk olsun diye” cevabını verdi.

adam, “akıllılık etseydin de buğdayın yarısını bu çuvala, yarısını da öbür çuvala koysaydın daha iyi olmaz mıydı? böylece hem çuvallar hafifler, hem devenin yükü” dedi.

bedevi bu fikri pek beğenip, “ey akıllı ve hür fikirli hakîm (filozof)” dedi. “böyle ince düşünce, böyle güzel görüş sahibi olduğun hâlde, neden böyle çıplak hâldesin, yaya yürüyor, yoruluyorsun?” o iyi kalpli bedevi, filozofa acıdı da onu deveye bindirmek istedi. tekrar ona dedi ki; “ey güzel sözlü filozof, birazcık kendi hâlinden bahset. böyle bir akılla, böyle bir yeterlilikle sen ya vezirsin, ya padişah. kendini gizleme, doğru söyle!”.

filozof dedi ki; “ikisi de değilim. ben halktan biriyim. hâlime, elbiseme baksana!”.

bedevi, “kaç deven, kaç öküzün var?” diye sordu. 

filozof, “uzun etme! ne ona sahibim, ne buna!” cevabını verdi.

bedevi, “bari dükkânındaki mal ne, varın yoğun nelerdir, onu söyle!” dedi. 

filozof dedi ki; “benim ne dükkânım var ne de mekânım”.

bedevi, “öyleyse paranı sorayım; ne kadar paran var? sen yapayalnız gidiyorsun, hoş nasihatlerde bulunuyorsun. herhâlde dünyadaki bakırları altın hâline getirecek kimya sendedir. akıllı, bilgili adamların incileri yığın yığındır” dedi. 

filozof, “ey arap kavminin iftiharı! vallahi bütün varım yoğum, bir akşam yemeğinin karşılığı bile değildir. yalınayak, başıkabak koşup duruyorum. kim bir dilim ekmek verirse oraya gidiyorum. bu kadar hikmet, fazilet ve hünerden ancak hayal ve baş ağrısı elde ettim” deyince, bedevi dedi ki; “yürü, yanımdan uzaklaş! senin uğursuzluğun benim başıma da çökmesin. o uğursuz hikmetini benden uzaklaştır. senin sözlerin, zamane halkına uğursuzdur. ya sen o yana git, ya ben bu yana gideyim. yahut sen önden yürü, ben arkadan yürüyeyim. bir çuvalımda buğday, öbüründe kum olması, senin hikmetinden daha iyi be hayırsız! benim ahmaklığım, çok mübarek bir ahmaklık. çünkü gönlümde azıklı, canım takvalı. 

sen de eşkıyalığının, bedbahtlığının azalmasını istiyorsan, çalış çabala da sendeki hikmet, felsefi düşünceler azalsın.”

isnetus 10.03.2013 12:43

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu