Kuranİnsan-ı KamilSahabe-i Kiram - 4 Halife - Ehl-i BeytVahiy-İlham

İslamın Tek Kaynağının Kuran Olması Gerekliliği 3

Önceki makalelerde mektubat-ı rabbani’den 368. mektubu okumayı önermiştim ancak kimseden bir tepki alamadım. sanırım dilinin ağırlığı veya üslubunun yabancılığı sebebiyle yeterince değerlendirilemedi. o zaman ben herkesin anlayacağı dilden 368. mektubun bir özetini çıkarayım.

1. kuran, şer’i hükümlerin tamamını kapsar. eski devirlerde değişik peygamberlere inen kitapları dahi kapsayıcıdır.

2. kuran’ın bir kısım hükümleri herkesçe kolayca anlaşılabilir. çoban da, profesör de aynı anlayışta buluşabilirler.

3. kuran’ın bir kısım hükümleri ise açıkta değildir bunların ortaya çıkartanlar müçtehitlerdir.(çıkarım yapanlar).bunların akılda, ferasette ve ahlakta belli bir seviyede olmaları icap eder.

4. Peygamberin kendisi baş müçtehittir. onu sahabe ve diğerleri takip eder. 

5. içtihatlar/çıkarımlar doğru da olabilir, yanlış da. ancak Peygamber zamanında yapılan içtihatlar yanlışsa vahiyle düzeltilmiştir. sonrakilerde böyle bir sağlama imkanı yoktur. dolayısıyla sahabe zamanındaki içtihatlar hem itikat/inanç hem de, amel/uygulama açısından faydalıdır. sonrakiler ise yalnızca amel açısından faydalıdırlar.

6. kuran hükümlerinden bir üçüncü kısım daha vardır ki, insan anlayışı ona eremez. ancak Allah bildirirse idrak etmek mümkün olur. bu kısmı anlamak peygambere mahsustur ve sünnet adı altında topluma açıklanmıştır.

dikkat ederseniz burada çok ince bir meseleye işaret ediliyor. peygamberin ortaya koyduğu bazı hükümler kendisine Allah tarafından bildirilenlerdir ki, bunlara itiraz etmek mümkün değildir. bazı hükümler ise onun kendi içtihadıdır. işte bu kısma içtihat yeteneğinde olan kimseler karşı çıkabilirler.(dikkat! peygambere karşı çıkmanın ve alternatif görüş belirtmenin mümkün olduğundan bahis var burada, enteresan değil mi?)

bütün bu izahların ötesinde başka bir durum daha vardır ki, marifetle ilgilidir. bunu şöyle bir misalle açıklamaya çalışacağım;

kuran ve sünneti bir eczane kabul edebiliriz. bu eczanede tüm zamanların insanlarına ve onların hastalıklarına yönelik hazırlanmış ilaçlar eksiksiz olarak mevcuttur.

ancak bu ilaçların çoğu belli bir zaman diliminde yaşayan insanlar için elzem değildir. çünkü her devrin hastalığı ve o devrin kritik ilaçları ayrıdır.

insan-ı kamil dediğimiz zatlar içinde yaşadıkları devrin hastalıklarını ve ilaçlarını çok iyi bilirler. ayrıca o ilaçların dozajını da ayarlamakta ustadırlar.

en öz olarak söylemek gerekirse. insan-ı kamil’i bulduysanız islamı buldunuz demektir. yoksa yok…çünkü bu zat ilaçları kullanmış ve sağlığına kavuşmuş… kendisini tedavi edebildiyse bizi de tedavi eder elbet.

isnetus 03.08.2014 15:08 ~ 17:29

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu