Kendini Sevmeyen Başkasını da Sevemez
İmam-ı rabbani hazretlerine göre sevgi, yakınlıkla doğru orantılıdır. kişiye kendinden daha yakın bir varlık olmadığı için veya bir şeyin kendine olan yakınlığından daha öte bir yakınlık olmadığı için insan gerçekte sadece kendini sever. diğer bütün sevgiler bu sevginin cüzleri/kısımları hükmündedir.
yani sevdiğimiz her şeyi ancak kendimiz için severiz. daha da öz olarak söylersek, bütün sevgiler yalandır sadece kendimizi severiz…bu kısır döngüden tasavvuf ehli, tevhid ile kurtulur. kendini Allah’ın zatının gölgesi olarak bulan derviş “Allah bana, benden daha yakındır” der ve yalnızca Allah’ı sever.
“kendi” diye bir şey kalmadığı için kendine olan sevgisi ve ego yok olur. diğer bütün mahlukatı da çok sevmeye başlar çünkü onlar da Allah’ın isimlerinin yansımasından ibarettir. yunus o yüzden ” yaratılanı severiz yaratandan ötürü” diyor yoksa bazılarının zannettiği gibi sevgi kelebekliği yapmıyor…
(bkz insan/#36523476)
not: çoğunlukla sevme-sevmeme diye bahsedilen şey muhabbet/sevgi’den başka bir şeydir. ego/nefs ve onun kompleksleri ve hastalıklarıdır.
mesela bir insandaki kibir ne kadar yüksekse, o kişi insanların kendini takdir etmesi için o kadar çok sahteliklere ve tekellüflü(zorlamalı) hareketlere baş vurur, buna rağmen ilgi çekemez ve kendini alkışlatamaz ise ise akrep gibi kendini sokar…dolayısıyla kişi kibri oranında yetersizlik ve kendinden memnuniyetsizlik hatta tiksinme hislerine kapılır…bu hamur daha çooook su götürür. o yüzden kısa kesiyorum.
bu ve benzeri haller nefsin hastalıklarıdır ve sevgiyle ancak dolaylı olarak alakalıdır…



