Tanrı, insanın hayalinde oluşturduğu bir varlıktır. oluşturduğu ilaha iman eden kimse ilahında bâzı vasıflar hayal eder. hayalindeki vasıflara uymayan şeyleri de kendince deliller bulup o ilahdan def eder, uzaklaştırır. ve inandığı ilaha bu şekilde yardım eder.
halbuki bu sanal ilah kendisini oluşturana yardım etmez, edemez. çünkü o ilahda bir güç ve kuvvet yoktur. yaratılmış bir şey kendi yaratıcısına elbette yardım edemez.
bu konuya ârifler ise şöyle yaklaşırlar. ehad olan zât her birime farklı özellikleri olan ilahlar olarak yansır. daha doğrusu yansıyan zât tek bir ilahtır fakat yansıdığı yerdeki birimlerin renkleri, sûretleri, akılları, idrakleri, zekâları ve şartlanmaları farklı olduğu için kişilerin itikadına göre tecelli etmiş olur. her birim kendinde tecelli edene ilah başkasında tecelli edene ise sahte ilah dediği için hakk’ın ehadiyetini inkar etmiş olur. özelleştirdiği ilahını bir nevi kendisi var ederek ehadiyetin, ulûhiyetin gücünden yardım göremez. ârif ise hem kendi birimsel varlığında tecelli edeni hem de her birimde tecelli edeni tek bir ilah olarak idrak eder. böylece ârif allah’ın yardımından mahrum kalmaz.
muhakkak ki bunda, bir kalbi olan yahut şahid olarak kulak veren (hakkı işiten) kimse için elbette zikra (öğüt, ibret) vardır. (kâf,50/37)
(bkz: #30196038)



