Tanrının Kitap Göndermekten Vazgeçmesi
Kelam, Allah’ın yedi sıfatından biridir yani Allah konuşur. Allah’ın kelam sıfatı da zatı gibi zaman üstü, ezeli ve ebedidir. mesela insan da konuşur; ama insanın konuşması her yönden sınırlı ve kayıtlıdır. zamana ve mekana tâbîdir. dün konuştuklarımız şu anda yok hükmündedir veya bir odada konuştuklarımız diğer mekanlarda yok hükmündedir.
Allah’ın kelamı ise her türlü sınırlama ve kaydın dışındadır. o’nun kelamı, ezelden ebede kadar tüm zamanlarda ve mekanlarda yankılanır. evet şu anda dahi o kelam dalga dalga üstümüze yağmaktadır. ancak o kelamı duyabilmek için kulak(!) lazım. nasıl ki bir radyomuz yoksa havada her an bulunan radyo dalgalarından istifade edemiyorsak, uygun bir alıcımız yoksa aynı şekilde o’nun kelamını duyamayız.
şu anda nübüvvet kulağına sahip bir ademoğlu mevcut olsaydı, o kelama muhatap olacak ve bir hoparlör gibi bize de duyuracak ve an be an yayın yapacaktı. vahiy dediğimiz de budur zaten. böyle kabiliyette biri çok çok nadiren zuhur eder.
velayet kulağına sahip olan zatlar ise her devirde bulunurlar. velayet kulağı da Allah’ın kelamını istidatı ölçeğinde duyar. ancak oldukça yankılı, zayıf ve parazitli bir tarzdadır bu duyuş. buna ilham denilir ve insanlara pek açıklamak gerekmez. yine de ara sıra çok temiz frekans yakalayan büyük veliler gelirler ve duyduklarını bizim de faydalanmamız için sunarlar. mesela Mevlana’nın Mesnevi’si, Muhyiddin-i Arabi’nin Füsus-ul Hikem’i böyle kitaplardır.
(bkz: velayet vs nübüvvet/#72467251)



