Hazine 1
Eğer bir kimse kendinde güç görür/vehmeder ve işlerini kendi halletmeye kalkarsa, kendi cüzi gücüyle başbaşa bırakılır. o miniminnacık kudretiyle evrenin dev dalgalarıyla boğuşmak zorunda kalır. sonunda da boğulur gider.
kendindeki cüzi gücü terk eden ve gücün hepsini evrensel düzene has kılıp, işlerini ona ısmarlayanın ise tüm işleri üstlenilir ve onun yerine halledilir. (lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah- allah’tan başka davranış ve güç sahibi yoktur)
mesela, cumhurbaşkanlığı makamına oturan bir kimseyi düşünelim. normalde bu şahsın biyolojik anlamda bizlerden bir farkı yoktur. ancak oturduğu makam ona muazzam imkanlar bahşeder. tek bir imzasıyla milyonluk orduları harekete geçirebilir vs…
işte kendi cüzi gücünden vazgeçme ve gücün tamamını evrensel düzene özgü kılma akıllılığını yapmayı başaran kimse*, evrensel ölçekte bir sultan hükmüne girer; o makama oturtulur. evrenin tüm güçleri ona hizmet etmeye başlar. bu hakikat, mesnevi’deki aslan, kurt ve tilkinin ava gitme hikayesinde anlatılır. bu mesnevi hikayesi gayet net bir şekilde sözü edilen hakikati anlatmasına rağmen, koca koca adamlar yazık ki, hikayeyi ancak ilkokul çocuğu seviyesinde yorumlayabilmekteler.
“lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” tesbihini çok yaparsak umulur ki, bizi de bir gün o makama çıkarırlar; en azından 23 nisan çocuğu gibi de olsa, o makamın nasıl bir şey olduğunu gösterirler.



