Uzaklara Gitme İsteği
Uzaklara gitme veya ülkeden ayrılma isteği…bunların hiçbiri bizim asıl derdimize derman olamazlar.
zira nereye gidersen git, oraya kendini de götüreceksin. içindeki çözülmemiş ukde, farklı bir surette de olsa yine karşına çıkacak. hayat zaten bizden çıkanların yine bize dönüşünden ibarettir(bumerang kanunu).
dış dünya, iç alemimizin bir projeksiyonudur. iç aleminde denge ve sükuneti bulmuş olan kimse için her yer birdir; mekandan şikayeti söz konusu olmaz. bulamamış olan da yine nereye giderse gitsin, içindeki cehennemi yanında götürecek ve yeni mekanın ferahlatıcı bir etkisi olamayacaktır.
peki yeni mekan ve çevrenin hiç mi olumlu etkisi olmaz?
olur elbet ama bu etki geçicidir. mesela boğaz kenarında bir yalınız olsa, onun sefasını en fazla bir iki hafta sürersiniz. ondan sonra, orası bile sizin için sıradanlaşacaktır. oysa sürekli şuur mertebelerinde tırmanan kimsenin her basamakta evrene bakışı topyekün değişir. fakir kulübesinde ikamet ediyor ve orada sabit dahi olsa, o en büyük seyyah hükmündedir. zira bir evreni tüm donanımıyla geride bırakıp yeni bir evrene giriş yapmıştır.
işte bu yüzden tasavvuf büyükleri işin özüne vakıf olmuş ve “sefer der vatan-vatanda sefer” prensibini koymuşlardır. yani “seyahati iç aleminde yap. çevreni değil çevreye olan bakışını değiştir. bunu şuur mertebelerinde tırmanarak başarabilirsin. bir günü bir gününe eş olan aldanmıştır” buyurmuşlardır.



