İnsan-ı Kamil

Veganlığın Aşırı Sağlıklı Olma İhtimali

“Hz. Ali et yemenin alışkanlığını kötü bilirdi ve ete alışkanlığı şaraba alışkanlık gibi sayardı.”

“her kim kırk gün boyunca et yerse, taş kalpli olur ve her kim kırk gün boyunca hiç et yemezse fıtratı bozulur, hırçın, aksi ve kötü huylu olur.”

cafer sadık şöyle buyurmuştur: “et, et oluşturur ve aklı arttırır. her kim onu yemeyi terk ederse, aklı zayi olur.”

“her hafta bir kere et yiyiniz ve kendinize ve çocuklarınıza bu şekilde alışkanlık kazandırınız. zira şarap gibi alışkanlığa neden olur. ayrıca onları kırk gün boyunca etten mahrum bırakmayın, çünkü onları hırçın ve kötü huylu yapar.”

yemek konusunda evliyanın büyüklerinden yusuf hemedani hazretlerinin tutumu da veganlığa yakındır. ancak o Hz. Ali’nin tavsiyesi üzere 40 günde bir defa et yerdi.

yusuf hemedani:

sakalları uzun ve kızıl idi. biraz zayıf idiler. çok yolculuk yaparlardı. elbiseleri yünden ve yamalı olurdu. yedikleri arpa ekmeği, darı ekmeği ve çekirdek yağı idi. kırk günde bir defa tavuk eti yerlerdi. bazen deve ve koyun eti yedikleri de olurdu. çizme îmâlâtı ve çiftçilik yaparlardı. hak teâlâ ona ne verdiyse, onu fakirlere, yetimlere, gariplere ve âilesi kalabalık olan yoksullara verirlerdi. dâimâ allah’a güvenir, dünyayı îmâr için uğraşmaz ama uğraşanlara da engel olmazdı. senede 40 gün emr-i marûf nehy-i münker yapar, insanlara hayrı tavsiye ederdi. padişah ve zenginlerin evine gitmezdi. 75 sene bekâr yaşadılar ömürlerinin sonunda sonra evlendiler.

necibüddin şirâzî isimli bir zat söyle anlatıyor:

“bir zamanlar velîlerin sözlerinden birkaç parça elime geçmişti. mütâlaa ettim. bana gâyet hoş geldi. bu sözü araştırdım. kimin sözüdür, bundan başka eserleri var midir, bu zâtı bulayım da, önüne diz çökeyim dedim.

bir gece rüyâda, heybetli, vakarlı, ak sakallı, pek nurani bir zâtın evimize girdiğini gördüm. hemen abdesthâneye gitti. abdest alacaktı. beyaz bir kaftan giymişti. kaftanın üzerinde iri hatla, altın suyu ile, âyet-el-kürsî baştan ayağa kadar yaz ilmişti. ben onun arkasından gittim. kaftanı çıkarıp bana verdi. bu kaftanın altında ondan daha göz kamaştırıcı bir yeşil kaftan daha vardı. bunda da, önceki gibi ayni hatla, altın yazıyla âyet-el-kürsî yazılmıştı. onu da bana verdi. ben abdest alıncaya kadar bunları tut buyurdu. abdest aldı ve bu iki kaftandan hangisini istersen sana vereyim. dedi. hangisini verirseniz, bence uygundur dedim. yeşil kaftanı bana giydirdi. beyazı da kendisi giydi. sonra: beni bilir misin? ben, o okuduğun parçaların musannifiyim. sen onu arzuluyordun… ben Ebu Yakup Yusuf-i Hemedânî’yim. ona, yâni o okuduğun yazılara zînet-ül-hayât adını verdim. ayrıca menâzil-üs-sâlikîn ve menâzil-üs-sâyirîn gibi sevilen eserlerim de vardır buyurdu. uyanınca çok sevindim. ona olan muhabbetim fazlasıyla arttı”

isnetus 15.08.2017 14:42

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu