
Amerika’yı Yangın Yerine Çeviren Evliyalardır
Evreni kabaca içten içe açılan üç boyutlu bir yapı olarak ele alabiliriz.
en içte nur boyutu veya melekût alemi yer alır. bu boyut saf esma nurlarından oluşmuştur. nur boyutunun fizik kanunları maddenin tam aksinedir. ağaçların kökü yukarıda, dalları aşağıdadır. ırmaklar yerden göğe doğru akarlar; çünkü yer çekimi değil gök çekimi vardır. orada ölüm, yıpranma, hastalık yoktur. oranın dağı taşı her şeyi nurdur ve gaflet söz konusu değildir. her şey her an allah’ı zikreder. daha doğrusu her şey zaten zikir ve tesbih nurlarından oluşmuştur.
bir dıştaki boyut ise enerji alemidir. bu bölge mertebesine göre çeşit çeşit elektromanyetik alanlardan teşekkül etmiştir. enerji nurun kabuğu veya köpüğü gibidir.
en dışta ise şu bildiğimiz madde boyutu yer alır.
evrendeki ilahi tasarruf en iç boyuttan dışa doğru gerçekleşir veya bir diğer tabirle, yukarıdan aşağıya doğrudur veya hükümler semadan arza doğru inzal olur yani iner.
örnek: evrenin kendisi veya evrendeki her varlık gibi elbette insan dahi üç boyutludur. mesela insan hasta olduğunda aslında hastalık onun nur boyutunda başlamıştır. yani bilinç boyutunda…insanın bilincindeki bir çarpıklık önce onun elektromanyetik alanına(nefsine) etki eder. elektromanyetik alanı bilincindeki kusura göre bir çarpılmaya uğrar. bu alan fizyolojik bedenin eşgüdümünden sorumludur aynı zamanda. dolayısıyla elektromanyetik alandaki bir çarpılmanın fizyolojik bedende denk geldiği organda zaman içinde hastalık ortaya çıkar. bir mukavvanın üzerine demir tozları serpelim. altına da bir mıknatıs yerleştirelim. demir tozları derhal(ol der olur sırrı) mıknatısın kuvvet alan çizgileri doğrultusunda hizaya girecek ve bir desen oluşturacaklardır. eğer mıknatısın alanında bir bozulma söz konusu olursa, bu bozulma demir tozlarının oluşturduğu desende bozulmaya yol açacaktır.https://upload.wikimedia.org/…s/5/57/magnet0873.png
insanlık bilincinin dahi evren üzerinde böyle bir etkisi vardır. insanlık bilincindeki bir çarpıklık toplumlara savaş, salgın hastalık ve felaketler olarak yansır. her bilinç çarpıklığının kendine göre madde aleminde bir tezahürü olur. kısaca insanlık bilinci hasta olduğunda, bu er geç madde boyutuna da yansıyacaktır(müslüman toplumlara bela ve felaketlerin çok gelmesi, onların kolektif bilincinin oldukça hasta ve çarpık olduğunun alametidir).
peygamberler ve evliyalar insanlık bilincinin uç nokta temsilcileridir. mesela hz. musa kendi devrinde insanlık bilincinin geldiği noktanın kişi olarak temsilcisi ve o devrin önderidir. zamanın ruhunu yakalayan şahıs, liderlik pozisyonuna yükselir. hitler rusya’yı istila etti dediğimizde, hitler’in şahıs olarak gidip rusya’yı işgal ettiğini düşünmeyiz değil mi? bu mesele de öyledir. her devrin insan-ı kamil’i, evrenin nur boyutunun ve evrenin bilincinin temsilcisi hükmündedir.



