
Bir arkadaş mesaj atmış. tefekkürlerini anlatıyor. faydalı olacağını düşündüğüm için yayınlıyorum:
siz burada fenâ halinden bahsediyorsunuz sanırım.
(bkz: #138158114)
burada ise anladığım kadarıyla teslimiyet, rıza ve kadere iman hakikati ve ilgili başka konular var.
bu iki makaley’i birlikte okuyunca bende taşlar yerine oturdu. anlamak değil de kalben idrak ettim sanki; bakan, gören, yapan, tadan, hisseden, seven, sevilen hep “o”… âlemde ondan başka gerçek bir varlık yok. hep söylüyorsunuz zâten bunları.
bunu anladığımdan beri ölmeyi diliyordum. “madem ki ben yokum(bağımsız varlık zannı içindeyim) o zaman tamamen al canımı, öldür kurtar beni. bu dünyada zâten yokum ki, bu acıları bu sıkıntıları neden çekiyorum yoksam, yaşamak, devam etmek istemiyorum artık” dedim. bir başkasının hayatını yaşayıp, tüm külfetini ben çekiyormuşum gibi hissettim.
“allah rızası için” diyoruz ya hep, işte o rıza da bunu bile bile yaşamaya devam etmekmiş meğerse. rolünü en güzel şekilde yerine getirmeye çalışmak, allah için, allah’ın rızası için yaşamakmış.
yokluğunu, hiçliğini bile bile devam etmek çok zormuş. eğer yeterli inanca sahip olmasaydım, bunu anladıktan sonra yaşamaya devam edemezdim.
bir zaman sitem ve ölmek isteğinden sonra, tam tersine döndü durum. kendime: “bak! sen o’nun her şeyi, aldığın nefese kadar hesapladığı bir hayatı yaşıyorsun, bugün yiyeceğin yemeğe kadar hepsi planlı programlı, her şey yerli yerinde ki aslında yaşayan da sen değilsin, sen bir tarafsız gözlemci olarak tadını çıkarmaya bak, yaşa gitsin, cennet işte bu. sen sadece yaşayacaksın, zâten sana dua ettiren, ibadetleri yapmayı nasip eden veya seni bunlardan alıkoyan hep o. sen sana mâlik değilsin, bir adım atamaz, bir nefes dahi alamazsın o dilemezse. ne zaman “ben” dersen, kendinin kendi başına vâr olduğunu düşünürsen, ben yapıyorum ben ediyorum dersen tokadı yersin. tüm hayırlar allah’tan, şerler de nefsinden, yani nefsinin benlik, varlık zannındandır” dedim. ibn-i arabî hazretlerinin “o, kendine secde eder.” dediği sözü geldi sonra aklıma.
kendimden ve tüm yüklerimden kurtuldum gibi oldu. ben o’nun kuluyum, ne dilemişse nasıl dilemişse öyle yaşayacağım zâten. istesem de istemesem de her şey o’nun dilediği şekilde olacak. kadere iman ettim…



