Hayatın Anlamsızlığına Rağmen Israrla Yaşamak
Beni kabre indirip bırakınca; sakın elveda, deme. zira mezar cennetler topluluğunun perdesidir.
batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. güneşe ve aya batmadan ne ziyan gelir ki?
sana batmak görünür; ama o, doğmaktır. mezar hapis gibi görünür; ama o, canın kurtuluşudur.
hangi tohum yere ekildi de bitmedi? ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun?
hangi kova kuyuya salındı da, dolu dolu çıkmadı? can yûsufu ne diye kuyuda feryad etsin?
hiç bir ölü, öldüğü için hasret çekmez. ancak tâatinin azlığına yanar.
yoksa ölen kimse; kuyudan ovaya çıkmış, zevk u safa meclisine ulaşmıştır.
bu daracık matem yurdundan çıkıp, geniş bir ovaya göçmüştür.
orası doğruluk yurdudur, orada yalan yoktur. ayranla sarhoş olan, has şarabı ne bilsin?
orası öyle bir doğruluk yurdudur ki, hak onlarla beraberdir. su ve çamurdan (bedenden) kurtulmuş, nur ile dostturlar.
bu hayat için bir iki nefesin kaldı. bari gayret et de, ercesîne öl.
hayat îmânla ebedîdir. yoldaşın îmân olursa ölmezsin.
(mesnevi’den…)



