Tefekkür, enfüste ve afakta olmak üzere iki türlü yapılabilir.
enfüs= kişinin kendi iç alemi, kendi bilinci.
âfâk= dış alem, madde alemi, kainat.
dış alem üzerindeki tefekkür icmali(kısaca ve topluca, özet olarak) geçilmelidir. aksi takdirde afakın genişlik ve derinliği sebebiyle ayrıntıda boğulup aslı kaybetmek tehlikesi başgösterir. nitekim yalnızca madde üzerinde derinleşen ilim ve fen ehli, dikkat ederseniz marifet elde edememekte bilakis gafletleri artmaktadır. deccal dediğimiz tek gözlü(maddi gözü açık, manevi gözü kör) dehanın ortaya çıkışı bu şekilde olmaktadır.
kişinin kendi iç aleminde tefekkürü ise her türlü tehlikeden muaftır. enfüsi tefekkür her ne kadar ilerletilirse o denli ganimet sayılır ve elde edilen marifetler de o denli artar. ilaveten, enfüsi tefekkür ile kişinin iç alemi aydınlanırsa, o kimse afaka baktığında onu nurani görür ve gaflete düşmez. afaka bakarken rabbül aleminin kudretine şahitlik eder. bu hale gelmiş kişide şu ayetin manası açığa çıkar:
“âfakta ve enfüslerinde (bilinçlerinde) işaretlerimizi onlara göstereceğiz, tâ ki o’nun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun! rabbinin her şeye şahit oluşu yetmez mi?”(fussilet 53)
iç alemi aydınlanmamış olan kimse bu ayeti okuyamaz; okursa da yalnızca lafzını okur.



