İnsan-ı Kamil 2
Benim görebildiğim kadarıyla insan-ı kamil’in en bâriz vasfı, çevresinin, etrafındaki insanların da zaman içinde olgunluk kazanmalarıdır. üzüm üzüme baka baka kararır demiş atalar…
son derece basit bir ölçü değil mi?
türkiye’deki şeyhlere, hocalara, liderlere bakın! ne görüyorsunuz? etraflarındaki insanlar gün geçtikçe olgun, şahsiyet sahibi, saygın kimselere mi dönüşmüş, yoksa el etek öpen kapıkullarına mı?
hiçbiri orijinal bir fikir, görüş, eser, iş ortaya koyamazlar, ancak klişeleri gevelemekle yetinirler. merkezde bir idol ve etrafında onu yüceltmekten başka bir işe yaramayan kalabalıklar; hepsi bu.
sebep?
çünkü önder kabul ettikleri şahıs “olgun” değildir. şarlatan değilse eğer, en fazla kısmî kemalat sahibidir. kısmî kemalat sahiplerinin yaptıkları, yıktıklarına denk midir, o bile tartışılır. eskiler “nâkıstan kâmil çıkmaz-kendisi olgun olmayan başkalarını da olgunlaştıramaz” demişlerdir.
sonuç: güneş gibi bir önderin etrafında, yıldızlar gibi kadro oluşur.



